Devlet Sadece Kendi İstediği Bilgileri Verir, Vatandaşın Hakkını Korumaya Yönelik Bilgileri Saklarmı

e-Devlet Göstermelik mi? Devlet Sadece Kendi İstediği Bilgileri mi Verir, Vatandaşın Hakkını Korumaya Yönelik Bilgileri Saklar mı?

 

E-Devlet hizmetinin vatandaşın bilgi alma sürecini hızlandıran, hayatını kolaylaştıran ve dolayısıyla da vatandaşın hızlı bir şekilde, yasal haklarını korumasına kadar gidecek bir dizi hizmet olması gerekir. Ama aslında devletimizin yaptığı bu uygulamanın bilgi saklama, kaçırma için de kullanıldığını rahatlıkla iddia edeceğiz. Bu yazıda vereceğim örnekleri görünce okuyucularım bunu daha net şekilde görecek, kendilerinin bugününü ve yarını etkileyecek bazı kararların aslında E-Devlet portalı üzerinden vatandaşa bilgi olarak dahi verilmediğini göreceklerdir.


Bu yazıda anlatılan hikaye, son zamanlarda yaşanan Soma Yırcalı, Artvin ve benzeri hikayelerin bir başka versiyonudur. Neyse ki, 3-4 vatandaşlık bilincindeki kişinin çabasıyla iyi bir sonuca ulaşmıştır. Ama ya herkes bu dikkatte, farkındalıkta ya da eğitimde değilse. Devlet ve adalet, vatandaşın mülkünün temeli olmalıdır. Yoksa elindeki malı almak ya da habersiz kamulaştırmak olmamalıdır. 

Üstelik bugün elimizde çok önemli bir araç var; e-Devlet. Yani vatandaşların bilgilendirilebileceği önemli bir imkan. Ama aşağıda anlatacağımız hikayede gördük ki; bu kullanılmıyor. Belki de saklanıyor. Umarız öyle değildir. 

Biz hikayemizi anlatalım;

e-Devlet Ne Yapar?


Google üzerinde e-devlet olarak ya da turkiye.gov.tr olarak arattığınızda karşınıza gelen sonuçlardan biri de TURKIYE.GOV.TR adresi olup bu sitenin kendisi hakkında verdiği bilgi şu şekildedir.


    “e-Devlet Kapısı'nı kullanarak kamu kurumlarının sunduğu hizmetlere tek noktadan, hızlı ve güvenli bir şekilde ulaşabilirsiniz.”


Bilgi çağında olması gereken de budur; devletin vatandaşına bilgi alma sürecini hızlandıran ve hayatını kolaylaştıran hizmetleri şeffaf bir şekilde vermesi görevidir. Ama yetmez, vatandaşın hızlı bir şekilde, yasal haklarını korumasına kadar gidecek hizmetler de olması gerekir. Yoksa biraz bilgi vermek, biraz da basit işlemler yapmaya yarayan bir e-devlet sistemi "kısır" kalır.

228 kuruma ait 1.500 alanda servis verdiği belirtilen e-Devlet servisinin bugüne kadar 27 milyon kişiye hizmet vermiş olduğu ve bunun 1 milyonunun 65 yaş üstü olduğu belirtiliyor[1]. Ama mevcut sistemde 1.500 hizmet arasında, en önemli alanlarda bilgi verilmenin "unutulduğu" ve hatta daha kötüsü belki de bilinçli olarak "verilmediği"ni düşünenler var. 

Örneğin SSK’lı olarak çalışıyorsak şimdiye kadar bizim adımıza ödenmiş primleri görebilmekteyiz ya da bize ait kaç tane GSM hattı var buna ulaşabilmekteyiz. Evimiz, arsamız varsa bununla ilgili bilgilere ulaşabilmekteyiz. Hakkımızda açılmış bir dava ya da sizin açtığınız bir dava varsa gelişmeleri yine buradan takip edebiliyorsunuz. Başbakanlık İletişim Merkezi’ne istediğiniz şikayetleri iletebiliyorsunuz. Canınız sıkıldı hadi bugün Cumhurbaşkanına bir şeyler yazmak istiyorum dediğiniz imdadınıza yine e-Devlet yetişiyor. Doğu Karadeniz’de atadan kalma çay bahçeleriniz var ve hobi niyetli çay üretimi yapıp bunu Çaykur’a satıyorsanız hayat size güzel. Üretici olarak kayıtlı iseniz Çaykur’un bazı hizmetleri için yine “Yetiş Ey e-Devlet” diyorsunuz. 


Ülkemiz deprem ülkesi ben DASK’ımı yaptırırım diyorsanız ne güzel alın size poliçe sorgulama imkanı da vermiş e-Devletimiz. Aracınız var mı derdiniz var ama burası ayrı. Fakat e-Devlet’in kapısından girince araç plakası ile ilgili sorgulamalar da yapıp aracınıza çıkarılmış bir trafik cezası varsa bunu da görebiliyorsunuz. Ben gezerim tozarım ama bunun için de illa ülke dışına çıkmam lazım ama pasaportu mu da daha almadım dediğiniz e-Devlet yine hizmetinizde. Başvurusunu yaptığınız pasaportunuz size yollandı mı, yollanmadı mı bunu bile görebiliyorsunuz. 

Anlayacağınız e-Devletimiz kargo takip hizmetini de sunuyor güzelim vatandaşlarına. Ee vatandaş olmak kolay değil, sabit maaştan sıkıldınız kendi işinizi kurdunuz ama işleriniz yaver gitmedi ya da bireysel tercihlerinizden dolayı devlete vergi vermekte pek acele etmemektesiniz. Hiç üzülmeyin bu e-Devlet “aha işte bana borcun” der valla. Devlet bu sever de borç da çıkarır. Fazla takmamak lazım.

Bütün bu açılardan baktığımızda “aa hayat ne güzel” diyerek devletimize teşekkür dileklerimize iletmekteyiz.

Peki aynı devlet vatandaşının geleceğini, malını, mülkünü etkileyen bazı bilgileri saklıyor gibi. 


Resmi Gazete okuyor muyuz?


Sizleri bilmem ama benim düzenli olarak takip ettiğim tek günlük gazete var o da Resmi Gazete. Sakın şaka yaptığımı sanmayın, bu konuda ciddiyim. Üç senedir neredeyse her gün www.resmigazete.gov.tr adresine giderek, bugün ülkemde ne olmuş, vatandaş olarak etkileyecek ne gibi kararlar alınmış diye bakarım. 

Artık zorunluluk olmaktan çıktı, bir alışkanlık haline geldi. Sizlere de tavsiye ederim. İnternet üzerinde geyik için ya da ciddi konular için harcadığınız bilmem kaç saatin çok değil sadece 5 dakikasını da, Resmi Gazete okumaya ayırın. Çok önemli şeyler farkedeceksiniz. Gün gelir okuduğunuz bir konu, hayatınızı değiştirmekle kalmaz alışkanlıklarınızı da değiştirebilir.


İşte benim hikâyem de böyle başladı 3 sene önce. 


Doğduğum, yaşadığım yer olan GaziOsmanPaşa, bir gün Resmi Gazete’de manşet oldu. Ama gel gör ki 500.000 Gaziosmanpaşalı bu dev manşeti ne gördü, ne bildi. Farkında vardığında ise iş işten geçmişti. Aslında bu 500.000 kişiden sadece bir kaçı uyandı ve sadece onlar başladı koşturmaya. 

Resmi Gazete'de, önemli bilgiler ve arada sırada kroki veriyorlar. Bu bilgiler içinde bazen öyle şeyler var ki, "bu da nesi!!" dedikten sonra, tam olarak ne anlama geldiğini anlamak için deli danalar gibi başlıyorsunuz koşturmaya. Bir taraftan hukuk öğreniyorsunuz, diğer taraftan da haritacılık ilmine vakıf oluyorsunuz. Harita koordinatlarında, ne neresidir diyerek, enlem boylam ölçmeye, bunları harita üzerinde yerleştirmeye başlıyorsunuz. İşte böyle bir faydası var Resmi Gazete’nin. 

Hiç ilgi ve alakanız olmayacak konularda dahi sizi eğitiyor, eğitilmeniz için bütün gücü ile beyninizin içine giriyor. Eğitilmezseniz ne oluyor !! "Bir sabah kalktığınızda sahip olduğunuzun evin artık size ait olmayacağını, devletin ;

    “Bak kardeşim bu ev sana fazla. Ne yapacaksın, şehrin baş köşesi haline gelen buralarda oturup? Zaten sen okuma yazma bilmiyorsun, Resmi Gazete de takip etmiyorsun, o sebeple bu ev, arsa, tarla sana fazla. Senden aldım, kendi kasama attım. Sen de al şu üç kuruşu "uza" bakalım yavaştan” 

gibilerinden bir şeyler dediğini duyar gibi oluyorsunuz.

Devlet, Vatandaştan Bilgi Saklar mı?


İşte baştan beri sorguladığımız konu bu; Vatandaşın hakkında karar alıyorsun ama hiçbir bilgi vermiyorsun. Sadece Resmi Gazete'de yayınlıyorsun ve yine sadece 30 gün gibi bir itiraz süresi tanıyorsun. Hani vardır ya !! şirketler genel kurul yaparlar ve herkes katılmasın diye kenarda kalmış bir yerlerde ilan çıkarırlar. Onun gibi bir şey.

Üstelik başta söylediğimiz gibi günümüzde bir e-devlet var. Ama siz burada vatandaşın evini ilgilendiren bir durumu yayınlamıyorsanız, o zaman "bilgi saklıyorsunuz" diye düşünülür. 

Edirne’den, Kars’a, Hakkari’den, Antalya’ya kadar her yerde yani Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını içinde yaşayan herkesi ilgilendiren konularda devletin vatandaşların hayatlarını ve geleceklerini etkileyecek en önemli bilgi, karar ve haberleri vatandaştan sakladığı düşünülür. Herkes Resmi Gazete takip etmez ki, etmek zorunda da değil ki ! Ama devlet bunu vatandaşına zamanında haber vermek zorunda. Devlet bunun için var. Vatandaşını ve mallarını korumak için.

Afet Riski, Ev, Arsa, Tarlalara El Koymak için Bahane midir?



Bildiğiniz gibi diyeceğim ama eminim bu satırları okuyanların en az %90’ının bilmediği bir şeydir; 16 Mayıs 2012 tarihinde TBMM’de kabul edilen 31 Mayıs 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan “6306 Sayılı Afet Riskli Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun”[2] diye bir kanun var.

"Bu kanun ne anlama geliyor !!" derseniz kısaca şöyle yorumlayabilirim; Hukuka yakın merciler, uygulamalara da dikkatli bakınca bize bu kanunun Devletin inşaat firması TOKİ ya da TOKİ gibi inşaat faaliyetleri yürütecek idareler için arsa üretmek için vatandaşın elinde bulunan ev, arsa ve tarlalara el koymak bunu da Kentsel Dönüşüm bahanesi altında yapmak için kabul edilmiş bir kanun olduğu yorumunu yapıyorlar.

Uygulama şu şekilde olur; birileri şehrin eskiden anlamlı olmayan ama şimdilerde cazip görülen bir yerlerinde inşaat yapmak istiyorsa, o bölgede yaşayan vatandaşların yaşadığı yerlerin boşaltılmasını sağlamak için, bu yasaya dayanarak o bölge "Riskli alan" ilan ettirir. Sonra kurban seçilen bu bölge yine Bakanlar Kurulu kararı olarak Resmi Gazete’de yayınlanır. Ondan sonrası malum !!

Gerçek hayattan bir örnek vermek gerekirse İstanbul Gaziosmanpaşa ilçesi için kabul edilen ve 26 Ocak 2013, 15 Aralık 2013 ve 10 Mayıs 2015 tarihlerinde Resmi Gazete’de yayınlanan kararları Afet Yasası’nın canlı sonuçlarından biridir. [3] [4] [5]

Söz konusu Gaziosmanpaşa kararları aslında 500.000 insanın yaşadığı 11.730.000 m2’lik bir ilçede yaklaşık 120.000 insanın yaşadığı 4.340.000 m2 için alınmış ve bu 120.000 insanın bugünü ve geleceğini doğrudan etkileyen bir konudur.

6306 sayılı Afet Yasası’nın çıktığı 31 Mayıs 2012 tarihinden günümüze kadar Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan kararlar aslında Türkiye’nin 60 milyon m2’den daha büyük bir alanda milyonlarca insanı etkilemektedir. Örneğin 2012 yılından beri ilan edilen Riskli Alan kararlarından etkilenen toplam arazi büyüklüğü ise en az 50 milyon m2. Bunun %10'u İzmir Karabağlar, diğer %6'sı da İstanbul Gaziosmanpaşa.

Sadece bu Afet Yasası kapsamında kabul edilen “Riskli Alan” kararları mı? Elbette hayır. Resmi Gazete’de yayınlanan ve vatandaşı doğrudan etkileyen diğer kararları da buna eklediğimizde, devletin vatandaştan bilgi sakladığını düşünmeye başlamamak mümkün değil.

Nasıl saklıyor derseniz; bu malını, mülkünü etkileyen karar vatandaşa tebliğ edilmiyor. Hani bilgi çağındayız, bari e-Devlet'te yayınlasalar diyoruz. O da yok. Resmi Gazete'de yayınlanıp, geçip, gidiyor. 

Ama buna karşın bu çok önemli bilgiler, vatandaşların parasını, malını, mülkünü, bugününü, yarınını etkiliyor. Üstelik bu etkiler dolaylı da değil. Doğrudan etkiliyor. 

Resmi Gazete’de yayınlanan “Riskli Alan” ve “Acele Kamulaştırma” kararları, vatandaşın okuduğunda doğrudan anlayacağı bilgiler olmayıp çeşitli konularda uzman kişilerin önce bunları anlaması, sonra bunu harita üzerine dökmesi sonucunda anlaşılabilir hale gelmektedir. Eğitim düzeyi düşük vatandaşlar için bu hali bile anlaşılamaz olabilir.

Ama sizin önce bunları duymanız, sonra anlamanız ve sonra da, Resmi Gazete’de yayınlanan karara, 30 gün içinde itiraz yapmalısınız. Bütün bu işlemler için bir avukat bulmanız, ona derdinizi anlatmanız ve bir de mahkeme başvuruda bulunmanız gerekir. Tüm bunları yapmak için de sadece 30 günlük bir süreniz vardır. 31. günde mahkemeye gittiğinizde ise “kusura bakmayın, geç kaldınız” denmekte ve artık yasal başvuru süresini kaçırdığınız için devletin sahip olduğunuz mallara el koymasına razı gelmiş oluyorsunuz. Ondan sonra, itiraz etseniz de devlet “hadi bakalım, çekil de aradan bu malın üzerine ben konacağım” demektedir.

Resmi Gazete’de yayınlanan bu kararların, vatandaşa doğrudan duyurulması ya da hiç olmazsa e-Devlet üzerinden takip edebileceği bir şekilde sunulması gerekmez mi? Ama devleti yönettiğini iddia eden kesimler aslında “bilgiyi yönetmemek” konusunda büyük çaba göstermekte ve vatandaşın ihtiyacı olan bilgiyi vatandaştan saklayarak oylarımız ile vekil seçilerek bizleri yönetmek için seçilmiş olanlar TBMM’de ettikleri yemin metninde dediklerine kayıtsız kalmaktadırlar. [6]


Konunun ne olduğunu anlamak isteyenler dip not 8'e bakabilir.

E-Devleti, Az İşlem Karışık bir Katalog Olmaktan Çıkarıp, Vatandaş için Hakkını Korur hale Getirmek !!

E-Devleti basit bir internet sitesi olmaktan çıkarıp gerçekten de vatandaşın devlet kurumları ile ilişkilerinin doğru olarak yönetildiği bir yer haline getirmek aslında o kadar zor değil. Farklı devlet kurumlarının “biz devletiz (yani kralız)” demekten vazgeçip “biz vatandaşa hizmet için varız” demesi gerekir. Buna bağlı olarak da vatandaşı doğrudan ilgilendiren her kararın ilgili bölümleri varsa bu bilgileri e-Devlet web sitesinden vatandaşa gösterilmesi gerekir.

İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesini tekrar örnek olarak verirsek bu ilçe için alınmış üç Riskli Alan kararı ve en son 10 Nisan 2016’da yayınlanan Acele Kamulaştırma kararlarında yer alan bilgilerin “bilgi saklamak” adına yapılması yerine vatandaşın anlayacağı bir şekle tercüme edilerek vatandaşın ekranında gösterilmesi gerekir. [3] [4] [5] [7]
Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası ile her türlü işlemde zorunlu olarak kullanılırken Devlet’in vatandaş aleyhinde aldığı kararlarda ve uygulamalarda bu bilgileri kimlik bilgileri eşleştirmesi çok kolayken maalesef bu yapılmaktadır.

Gaziosmanpaşa ilçesi için alınan kararlarda mahalle isimleri verilirken sokak isimlerine yer verilmemekte sadece ya coğrafi koordinatlar olarak gösterilmekte ya da tapu ve kadostro müdürlüğü adresleme sistemi olan ada ve parsel bilgileri kullanılmaktadır. Bu bilgiler ise bırakın sıradan bir vatandaşı kendisini eğitimli olarak kabul eden bakanların, bürokratların ya da belediye başkanlarının bile anlaması mümkün değildir. Oysa harita uygulamaları artık çok kullanılan uygulamalar oldu. Bunlarla neden sunulmasın ?

Bir tarafta devlete "beni koruyacak kanunlar yap", "bana hizmet ver" diye vergi veren vatandaşlar var, öbür tarafta ise bu vergilerle maaşlarını alan devlet memurları ve bürokratlar var. Bunlar bizim vergilerimizle nasıl olur da bilgileri saklarlar ya da anlamayacağımız bir şekilde Resm Gazete’de yayınlarlar? 

Eskiden olsa belki devletin bahane bulması çok kolay olacaktı ancak teknolojinin bu kadar geliştiği günümüzde bahaneler üretmek sadece oynanan tiyatronun kendisi olmaktan başka bir şey olamaz.

Peki bu durum sadece Bakanlar Kurulu ve Bakanların almış olduğu karar için mi geçerli ? Elbette hayır. Benzer örnekleri belediyeler için de verebilir. Onlarda halk için hayati öneme sahip olacak bilgileri yine halkın anlamayacağı şekilde vermekte ve vatandaşın yasalar önünde haklarını aramaları engellemektedirler.

Hal vaziyet olunca artık bir E-Devlet’ten mi yoksa E-Rezaletten mi bahsedebiliriz? Karar siz değerli okuyucularımın.




[1] Kamu Bilişimcileri 2023-2050 Hedefleri için Buluştular

[2] 6306 Sayılı Afet Riskli Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun 

[3] 2012/4099 İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi Sınırları İçerisinde Bulunan Bazı Alanların Riskli Alan İlan Edilmesi Hakkında Karar

[4] 2013/5659 İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, Bağlarbaşı Mahallesi Sınırları İçerisinde Bulunan Alanın Riskli Alan İlan Edilmesi Hakkında Karar 2013/5666 VE İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, Sarıgöl ve Yenidoğan Mahalleleri Sınırları İçerisinde Bulunan Alanın Riskli Alan İlan Edilmesi Hakkında Karar

[5] 2015/7601 İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, Bağlarbaşı Mahallesi Sınırları İçerisinde Bulunan Alanın Riskli Alan İlan Edilmesi Hakkında Karar
2015/7602 VE İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, Sarıgöl ve Yenidoğan Mahalleleri Sınırları İçerisinde Bulunan Alanın Riskli Alan İlan Edilmesi Hakkında Karar


[6] TBMM Yemin Metni

    "Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa'ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim."


[7] 2016/8598 İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesinde İlan Edilen Riskli Alan Sınırları İçerisinde Bulunan Bazı Taşınmazların Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı Tarafından Acele Kamulaştırılması Hakkında Karar

[8] Yazımızın konusu, e-devlet içinde neden bilgi verilmediği idi. Ama merak edenler için "Kentsel Dönüşüm"ün GaziOsmanPaşa'da geldiği olay şöyle bir durumda; 

    Dava açan bir teyzemizin içinde kiracıları olan evi sabaha karşı 5-6 gibi silahlı kişilerce basıldı. Aynı baskın olayları münferit kişilere oldu ve oluyor, mesela 5 davacının olduğu bir sokakta boş olan bir ev gündüz vakti yandı. 2 olay arasında 1 hafta var.

    Neden derseniz; sadece Gaziosmanpaşa'da ki rant en az 20 milyar dolar. Farkında olan kişilerin yaptığı mücadele sonucu, 3 senedir Gaziosmanpaşa'da inşaat başlatılamadı :) Yıllık %1 zarar etseler üç senelik zararları 600 milyon dolar. GaziosmanPaşa, Üçüncü Havalimanı ve Üçüncü Köprü ile başlayıp Galataport'a kadar olan büyük bir projenin sadece küçük bir parçası. O da 20 milyar dolarcık.

    Konunun içindeki bir arkadaşın yaptığı araştırmaya göre, dünyada emlak fonları 2,8 trilyon dolar. Bunun %90'ı kurumsal fonlar. Yani Türkiye gibi ülkelere gelmeyecek fon türü. Geri kalan %10 yani 280 milyar dolar civarı ise risk seven fonlar. Bunlar ilişkilerine göre Türkiye gibi ülkelere girip çıkıyorlar.

    Bu sebeple E-Devlet üzerinden zamanında yapılmayan, halkın uyarılmadığı her türlü konu bu tür fonlar için de yatırım alanı oluyor. Konular ilgisiz gibi görünse de Türkiye gibi ülkelerde bazı konuları eksik yapmak, e-bilgilendirmeleri halkın anlamayacağı yerlerde sunmak, halkın anlamayacağı bilgiler vermek hep bu tür fonlar için oluyor.

    Yani vatandaşa otobüs saatini, otobüsün durağa zamanında gelip gelmeyeceği bilgisi günlük hayatı kolaylaştırsa da asıl verilmesi gereken bilgi verilmeyince o otobüs saatine bir daha ihtiyaç olmayacak şekilde hayatlar değiştiriliyor.
    Yazan: Süleyman Sahin
Yorum Gönder