İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor? (75:36)

SIVIDAN YARATILIŞ   " MENİ BİR KARIŞIMDIR "

Gerçekten de insanı karışımlı bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bu yüzden onu işiten ve gören yaptık.(76:2)

Mikroskobun icadı ve geliştirilmesi sayesinde insan vücudundaki birçok organın ve birçok maddenin detaylı analizinin yapılabilmesi mümkün oldu. Bu analizler sayesinde meninin, birçok ayrı merkezde üretilen ayrı maddelerin karışımı olduğu anlaşıldı. Meni; sperm kanallarından, seminal keseciklerden, prostat bezinden, idrar yollarına bağlı cooper ve mery bezleri gibi salgı bezlerinden salgılanan maddelerin bir birleşimidir. Meni diye adlandırdığımız sıvının detaylı analizi yapılırsa bu sıvının; sitrik asit, prostoglondinler, flavinler, askorbik asit, ergotionein, fruktoz, fosforilkolin, kolesterol, fosfolipidler, fibrinolizin, çinko, asit fosfataz, fosfaz, hiyolurinadaz ve spermler gibi birçok ayrı bileşenden oluştuğu görülür.


Sadece bir sperm kanalını veya bir prostat bezini ele alsak bile bunların mükemmel yaratılışlarını yüzlerce sayfaya sığdıramayız.



Bedenimiz en mükemmel, en güzel ve en karmaşık yaratılışlarından biridir. Bedenimiz sayesinde görürüz, işitiriz, üreriz; bu bedenin becerileri sayesinde makinalar, bilgisayarlar, köprüler, uçaklar yapar, resimler, heykeller, müzikler üretiriz. Bedenimizin yaratılışının ilk aşamalarından biri, karışım olan meninin, karışımındaki ham maddelerin yaratılmasıdır. Daha sonra karışım olan menideki spermler, dişi hücreyle birleşerek bir karışım daha oluşturacaklar, bu karışım insanın yaratılışında yeni bir adım olacaktır.

Sırf bir sperm kanalını veya bir prostat bezini ele alsak bile bunların mükemmel yaratılışlarını yüzlerce sayfaya sığdıramayız. Yaratıcımız, bizi “karışımlı” bir sıvıdan yaratmış ve gönderdiği kitabında buna dikkat çekmiştir. Bizim bu “karışımı” incelememiz ve bu “karışımın” nasıl, nerelerde oluştuğuna dair araştırmalar yapmamız, Allah’ın vücudumuzu mükemmel yaratışına hayranlığımızın artmasına bir kez daha sebep olacaktır.




Bu karışımlı suyla başlayan maceramızda bir gün, görmek ve işitmek gibi olağanüstü komplekslikte ve mükemmellikte özelliklere sahip oluyoruz. Başlangıçta birkaç bilinçsiz damla iken, sonra görmek ve işitmek gibi özelliklere sahip olmamız kelimelere sığdırılamayacak güzelliktedir. Aklını kullanan hiçbir insan, kendi mükemmel yaratılışını bu “karışımlı” sıvının marifetlerine veya şuursuz, kör, tesadüfen oluşumlara bırakmaz. Açıkça bellidir ki, tüm bu oluşumları Yaratan, Kuran’ın söylediği gibi kudreti sonsuz, ilmi sonsuz, bilinçli, mükemmel bir Yaratıcıdır.


AZ BİR SIVIDAN YARATILIŞ
İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor?(75:36)
Kendisi dökülmüş menide bir damla değil miydi?
(75:37)



Kuran, insanı bu kadar mükemmel yaratan Allah’ın, insanı yaratıp da başıboş bırakmasının mümkün olmadığını söylemektedir. Bunu ifade eden 36. ayetten hemen sonra 37. ayette, başlangıçta insanın meninin içindeki bir damla olduğu ifade edilmektedir. Bu ayette de Peygamberimiz’in döneminde ulaşılması imkansız bir bilgiye rastlıyoruz. 37. ayette “meni” ile bir damla diye tercüme ettiğimiz “nutfe” kelimesi ayrılmıştır. “Nutfe” kelimesi, bir kova boşaltılınca dibinde kalan sıvıyı ifade için de kullanılır. Bu kelime insanın meninin hepsinden değil, meninin içindeki bir parçadan yaratıldığını gösterir.




Bir boşalmada açığa çıkan meni, içindeki birçok maddeyle beraber 100 milyon ile 200 milyon arası sperm barındırır. Dişi yumurtayı ise bu yüz milyonlarla ifade edilen spermlerden sadece ve sadece bir tanesi döller. Yani insanı oluşturacak olan zigot, meninin tamamından değil, ancak ayetin de işaret ettiği gibi küçük bir parçasından oluşmaktadır.




Meninin içindeki spermler başa, boyuna, orta bölüme ve uzunca bir kuyruğa sahiptirler. Yüz milyonlarca sperm, erkek cinsel organından çıktıktan sonra kuyruğu ile yüzerek kadın yumurtasına doğru yönelir. Kadın cinsel organındaki bu yüzüşün mesafesi spermin mikronlarla (1 mikron metrenin milyonda biridir) ölçülen boyuna göre çok çok uzun bir mesafedir. Bu mesafe insan boyuna göre kilometrelerce yüzmeye eştir. Bu uzun yolculukta birçok sperm ölür ve az sayıda sperm yumurtaya ulaşır. Yumurtanın etrafını çeviren spermlerden sadece biri içeri girer ve yumurta diğer spermlerin girişine kapanır. İşte insanın genetik bilgisinin yarısı bu tek spermin 5 mikron büyüklüğündeki başına sığdırılmıştır. Diğer genetik kod ise spermin vardığı yumurtanın içinde, annenin bedeninde hazır beklemektedir. Tüm bu yaratılışlar, birçok detayın çok ince şekilde ayarlanmasıyla oluşmaktadır. Yaratıcımız, Evren’in her noktasında olduğu gibi, yaratılışımızın bu ilk aşamalarında da olağanüstü tasarımını gözler önüne sermektedi


Sayin Kardeslerim      Facebook     sayfama     destek    olurmusunuz 
LiKE Begen  yapmaniz yeterlidir  ALLAHcc Hepinizden razi olsun AMiN..

 Buradan Begenebilirsiniz
http://gercektarihdeposu.blogspot.com  Hakikatin Adresi

Öğütler Kitabı Pendname Toplam 84 bolum 4. BÖLÜM Okumaya doyamadigim ogretici bir eser.


ÖĞÜTLER KİTABI  PENDNAME DORDÜNCÜ  BÖLÜM 61 - 74 / 84


Selamun Aleykum ve rahmetullah Kardeslerim Bu Fakirin okumaya doyamadigi bir eser bolumler halinde sizlerle paylasmak istedim okudukca tadina varacaksiniz insallahu rahman.
16.yüzyıl divan edebiyatının önemli eserlerindendir. Pend öğüt demektir. Pendname bir ahlak kitabıdır.

FERIDUN ATTAR, 11-12'NCI YÜZYILLARDA YAŞAMIŞ VE PENDNAME (ÖĞÜTLER KITABI) ILE DOĞU-İSLAM DÜŞÜNCESININ ÖNEMLI ISIMLERINDEN BIRI OLMUŞTUR

Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Mevlânâ ile görüştüğü söylenir. "Attar" adı eczacılık ve hekimlik yaptığını gösterir. Yaşlılığında Moğol işgalcilerin eline düşmüş, köle olmuştur. 114 yaşında, bir sözüne kızan Moğol "efendisi" tarafından öldürülmüştür.
PendnâmeHz. Mevlana Celâleddin Rûmî'nin (k.s) feyiz aldıgı büyük mutasavvıf sair Seyh Ferîdüddin Attâr (k.s)'ın kaleme aldıgı bir ahlâk kitabıdır.

61.Ahmakın vasıfları hakkında: 
Bil ki, ahmak kişide üç alâmet vardır. Birici ALLAH'I anmaktan gafil yaşar. İkincisi çok konuşmak âdeti vardır. Sonra da ibadette tembeldir. Yavrum : Ahmak ve cahil olma. Tanrı' yı anmaktan bir an bile gaflet etme. ALLAHcc zikrinden gafil yaşıyan ahmaklığından çıkmaz yola sapmıştır. ALLAHcc buyruğundan asla boyun bükme, borç için hür bir adamın eteğinde yapışma. 

Oğlum : Batıl ve haksız bir adama itaat etme, erenler akçasını ahmaklara dağıtma. Görünür görünmez kazadan şikâyet etme, yüksek tut, alçak görme, elini mahrem olmıyan şeylere uzatma, yetim malı tarafına da el atma. Elinden gelirse sırrını dostlarına açıklama, o dost bizzat kendin bile olsan yine söyleme. Azizim : Hür ve mesut olmak istersen, idrakın varsa tamahsız yaşa.




 62.Fâsikın nişanı: 
Fâsikın (günahkârın) tabiatında üç türlü kötü huy vardır. Birincisi kalbinde fesat sevgisi bulunur. İkincisi, mesleki daima 
ALLAHcc'nin kullarını incitmektir. Üçüncüsü de kendini daima doğru yoldan uzak tutmasıdır. 


63.Bahsızın hasletleri:
Bahsızda üç alâmet görünür. Birincisi alâmet ahmaklığı yüzünden daima haram yemesi. Ötekiler de pislik ve uykudan geç kalmakla beraber ilim adamlarından kaçmasıdır. Temiz ve arı yaşamağa alış, akbir azabını düşün. 
Yavrum : Bilgi erenlerinden kaçma ki, seni kızgın ateş yakmasın. Elinden geldiği kadar hiç kimseye kötü söylememekle beraber halk yanında da kendini öğme. Hünerin varsa altın kesesine düğüm vurma, evini ziyarete gelen olursa kapıyı yüzüne kapama ! 


64.Cimrilik alâmetleri:
Cimride üç alâmet vardır. Söyliyeyim de hatırında sakla. Ey dost : İlk önce dilencilerden çok korkar. Sonra açlık belâsından titrer. 
Yolda tanıdıklarından veya akrabalarından birine raslarsa hemen merhaba diyerek rüzgâr gibi geçer. Onun ekmeğinden kimseye fayda yoktur. Sofrasından da insana pek nimet ulaşır. 



65.Dilek dilemek bahsi:
Çirkin yüzlülerden derdine çare arama. Dieğini güzel yüzlülerden dile. Elinden geldiği kadar sana işi düşen bir din kardeşinin dilediğini yerine getir. Muradını sultandan başka kimseden isteme. Bunu elde etmek istersen kapıcıdan bekleme. 
Düşmanın ölümünden sevinme, kimseden kimseye şikâyet etme. 


66.Katı kalblilik alâmetleri:
Katı kalbide üç alâmet buldum. Bunları görünce yüz çevirdim. Zayıflara karşı sitem ve cefa eder. Aza, çoğa kanaat etmez. Onlara ne kadar çok verirsen katı kalbinde hiçbir tesir bırakmaz. Utanma duygusu olmıyan kimsenin karşısında bir dilekle gitme. 
Ölülerle birlikte yaşamak için dünyaya tapmışları mânen ölmüş say. 


67.Kanaat: 
Oğlum : Her ne kadar fakirlikten daha acı bir şey yoksa da sen daima kanaatla geçin. Her seher vakti kalk, günahlarına tövbe et. Bugün elinde olan fırsattan faydalanmağa bak. Dostlarının arkasından söyleme, şeytandan başka kimseye lânet okuma. Âlemde günler tazelendikçe günahlardan tövbe etmek yolunu tut. 
Allahtan korkusu olmıyanı Allah cc her şeyden korkutur. Elinden gelirse zavallıların dileklerini yerine getir ki Allah' da senen muradını versin. Elindeki varlıkların hepsi iğretidir. Senden geri kalacak bir şey varsa acılardır. İğreti şeyleri geri vermelidir. Hiç kimseyi gördün mü ki? altınlarını yanında götürsün. Ey güvenli ! dünyanın kazancı nedir? Dokuz arşın bez ile bir parça toprak. 
Allah yolunda ne verdinse öz malın odur. Geri kalan ancak canının belâsıdır. Her kim Tanrı' nın verdiği az şeye razı olursa dileklerinin yargıcı da Tanrı olur. Dünya fani bir ev gibidir. Yiğitsen ondan vazgeç. Yine be dünya bir köprüye benzer. Yüzünü yola çevirdinse üzerinden aşmaya bak. Köprü üstünde ev yapan akıllı bir adam değil, belki bir divanedir. 
Allah' tan zenginlik dilemek uygun düşmez. Çünkü zenginlik imaan ehline azap ve ıstırap getirir. Fakirlik ve dervişlik münının şıfasıdır. Çünkü o hayatta safa vardır. Mal ve evlâdın nazarında göz nuru gibi sevgili ise de mânen birer düşmandırlar. (Mallarınız, çocuklarınız sizin için birer fitnedir.) meâlndeki ayeti hatırında tut. Bu cihanın mal ve mülkünü rüzgar farzet. Aşk yolcusuna dünya varlığının faydası yoktur. Ondan aslâ yokluk düşüncesi yer bulmaz. 
Tanrı aşkiyle gönlü sâf olana, bir lokma, bir hırka kâfidir. Mal arttırma sevdasında olan, saadet ehli erenlerden uzak yaşar. 
ALLAHcc erenleri canlarını feda ettiler ama hikmet atını Süreyya yıldızına sıçrattılar, hak yolunda bütün varlıklarını feda etmezsen sana gerekli olan şeyleri nereden elde edebilirsin? 


68.Cömertliğin fazileti: 
Kardeş : Cömertliğe çalış cömertliğe ki, şiddetten sonra kolaylık bulasın. 
Daima eli vergili ol, çünkü cömert asla cehennemlik olmaz. Cömert adamın yüzünde nur ve safa vardır. Çünkü cennette yoldaşın Hazreti Mustafa' dır. Ulu 
ALLAHcc cennetin kapısına, burası cömertler yeridir diye yazdı. Cömertlerin cehennemle işi yoktur. Cimrlerin yeri de ateşten başka bir yer olamaz. Bil ki pintilerin sanatı akılsızlıktır. Pintiyi cehennemde şeytanın yoldaşı bil. 
Cimri asla cennet yüzü göremez. Belki ona cennetin kokusu bile erişemez. Adına Cehennem dedikleri yer, kibirlilerle cimrilerin durağı olacaktır. Oğlum : İnsanlıkla şöhret kazan, kibirden pintilikten uzak dur. Cömert ol, alçak gönüllülüğe alış ki kalbinin yüzü parlak ay gibi olsun. 


69.Şeytanlık belirtileri:
Dört hassa şeytan işidir. Bunları ancak ALLAHcc' ya yakın olanlar bilirler. 
İnsanın aksırması şüphesiz şeytan işlerinden sayılır. Burun kanaması da insana açık düşman olan şeytanın işlerindendir. Esnemekle kusmak da şeytan işidir. Yavrum onun şerrinden emin olma ! 


70.İki yüzlülük vasıfları:
Efendi : İki yüzlülerden uzak dur. Bil ki, onların durağı cehennemdir. Münafıkta apaçık üç alâmet vardır. Bu sebeple Tanrı' nın kahrına uğramıştır. 
Vaidleri hep yalan, sözleri hep uydurma ve kuru lâfdan başka bir şey olamaz. Müninlere az yardım gösterir, emanete hiyanet ederler. İki yüzlülerin sözlerinde vefaları yoktur. Bundan dolayı yüzlerine de nur ve safadan eser olmaz. Münafıkı güvenli bir adam sanmayın. Tohumu yeryüzünden yok olsun. (Köküne kibrit suyu) Yavrum : Aman iki yüzlüden kendini koru. Onu öldürmek için kılıcını bile. 
Münafıkla yoldaşlık edenin yeri kuyunun dibinde olur. 




71.Takva alâmetleri:
Takvalı kişide üç alamet vardır. Takva ehli ile hidayete ermemiş insan arasında nasıl nispet olabilir? Takvalı adam kendisini kötü işlere sürüklememesi için yaramaz yolaşlarından sakınır. Sonra pek az yalan söyler. Yalancı yolundan kenara çekilir. Takva ehli, bir gün harama düşmemek için en temiz ve helâl şeylerden bile pek az nasip alır. 


72.Cennetlik kulların nişanları:
Her kim mayasında üç haslet varsa şüphesiz Cennet ehli olur. Nimet zamanında şükür, belâ vaktinde sabır gönül aynasına parlaklık verir. Daima günahına tövbe eden münini de Tanrı cehennem ateşinden korur. Allah' ından korkan kişi günahlarından özür diler. Durmadan günah işliyen bir kulu Allah nasıl cennet ehli kılar? 
Yavrum : Daima Tanrı' dan mağrifet dile, kötülerden, fesatçılardan şikayetçi ol. 


73.Hayır işleme hakkında:
Hayır işlersen onu, elinle yap. Malından fakirlere dervişlere hisse ayır. Kendi elinle vereceğin bir akça, senden sonra verilecek yüz akçadan daha değerlidir. Elinle verdiğin bir taze hurma, senden sonra (ruhu için) verilecek yüz miskal altından daha makbuldur. Bağışladığın şeyden, açıkla elden ayaktan düşsen bile, geri dönme. 
Bu döneklik, tıpkı kusan bir adamın dönüp kusmuğunu yemek istemesine benzer. Bu iğrenç hale kim razı olur? Baba oğluna bir şeycik bağışlarsa ondan geri istemesi yarışır mı? Oğlum : Mal ve altında sevinç arama. Hele birisine bağışladığın şeyden bir daha bahsetme. Dünya sevinci baştan başa kederdir. Onun neşesi arkasında marem vardır. Kurandan ferahlanma emrini dinle. Dünya sevinç yeri değildir. Dikkat et. 
Allah çok sevinçlileri sevmez. Bu sözü üstatlardan öğrendim. Eğer Allah' ın verdiği nimetlerden sevinirsen bu yerinde bir sevinçtir. Ancak dünyadan ferah ve neşe aramak hatadır. 


74.Kaderin faydaları: 
Oğlum: Mihnet ve mama alış. Gönlünü Tanrı yönüne çevir. Hüzün ve keder kulların azığıdır. Gam, ferah arıyanlara yoldaşlık eder. Gönlünde bir düşüncesi olmıyan sonunda baltayı ayağına görür. 
Oğlum : Düşün ki, neden var oldun? Herkes kendi gamını çeker yavrum. Tanrı seni yoktan var etti ki, Haka tapasın diye. Mademki varsın, Tanrı kulu ol. Hayalı, vergili, cömert ol. Günlerini, yemek ve uyumakla geçirme. Sabah ve akşamları Tanrı zikriyle yaşat ! Hele sabah aydınlığında çok uyuma yavrum. Nefsini oburluğa alıştırma ! 
Sana gün batarken uyumak iyi gelmez. Akşam olmadan yatmak haramdır. Hikmet ehlince gölge ile güneş arasında uyumak doğru sayılmaz. Yavrum : Sakın yalnız başına yolculuk yapma. Tek başına yolculuk sana tehlike getirir. Elini yüzüne koymak uğursuzlukdur uğursuz. Bilgi erenlerinden ilim dersi as. Gece aynaya bakmak da hatadır. Gündüz yüzünü görmek istersen bakabilirsin. 
Evin ıssız ve loş ise yanında bir yoldaş bulundurmalısın. Elini çenenin altına koyma. Bu hareket hal ehli katında buz gibi soğuk düşer. Sakın katarda gördüğün hayvanlar arasına girme. Allah' tan mevki ve şerefinin artmasını istiyorsan gece gündüz duadan ayrılma. Cihanda ömrünün artmasını dilersen yürü, gizli gizli iyilik yap iyilik. 
Bir gün yüz suyunu kayıp etmemek için sakın dünyada az günah işlemeğe bak. Allah daima kötü işlere, günahlara yönelmiş olanların rızıklarına noksanlık verir. Rızık, yalancılık yüzünden eksilir. Yalancının sözünde güzellik olmaz. Çok uyku yoksulluk getirir. Az uyu, daha çok uyanık dur. Geceleri çıplak yatanların kısmetleri eksilir. 
Ayakta su dökmek hem fakirlik, hem de çok keder ve ihtiyarlık getirir. Gusletmeden bir şey yemek çirkin düşer.Bu hareket herkes yanında fena sayılmıştır. Tanrı' dan nimet bekliyorsan ekmek kırıntılarını ayak altında dökme. Gece evini süpürme, süprüntüyü de kapı ardında bırakma. Babanı, ananı kendi adlariyle çağırsan Tanrı nimeti sana haram olur. 
Her çöple diş karıştırırsan yoksulluğa, ziyana uğrarsın. Elini aslâ toprak ve balçıkla yıkama, el yıkamak için temiz su ara. Oğlum : Kapı eşiğinde çok oturma. Bu hareket rızık eskikliği getirir. Sık sık kapıya dayanıp durma. Daima böyle huylardan uzak ol. Ayak yolunda yıkanıyorsan bil ki, vaktini boşuna harcıyorsun. 



Elbiseyi üstünde iken dikmek doğru değildir. Tanrı erenlerinden edep öğrenmelidir. Yüzünü eteğinle temizlersen, ey derviş rızkın çok eksilir. Pazara geç git, erken dön. Çünkü oraya gitmekten hiçbir fayda göremezsin. Lâmbayı üfliyerek söndürmek iyi değildir. Lâmba isinin dimağa gitmesine yol verme. Başkasına ait tarakla saçını tarama. Kendi tarağınla taranmak daha hoştur. 

Dilencilerden ekmek kırıntıları satın alma. Çünkü bu alışveriş yoksulluk getirir. Evinden örümcek ağlarını temizle. Onların içlerinde kalması bereket kaçırır. Ölçüsüz masraf edip de kurumuş olan yaranı temizleme. Elinin yetişebildiği şeylerde darlık çekme. Madem ki ılgar gidebiliyorsun yolda aksaklık yapma. 



İlluminati, aslında 13 adet eli kanlı ailenin referans ismidir. Bunlar Kimdir ne yaparlar amaclari nelerdir

13'ler konseyi ve TÜRKİYE'NİN ÖNEMİ

Yeni Dünya Düzeni, monarşileri yıkmayı ve dini inançları yok etmeyi, ulus devletleri ve vatanseverliği sonlandırarak sosyal düzeni yok etmeyi planladığı öne sürülen bir teori.
İlluminati, çoğul bir sözcük olup tekili LatinceilluminatusTürkçeaydınlanmışlar tarihteki adıyla Bavyeralı İlluminatiRönesans döneminde 1 Mayıs 1776'da kurulmuş bir cemiyet.
 Modern İlluminati; zihin kontrolü uygulayarak, hükümetleri ve kuruluşları ele geçirerek Yeni Dünya Düzeni'ni sağlamak amacıyla hareket ettiği iddia edilen, monarşileri yıkmayı, dini inançları yok etmeyi, ulus devletleri ve vatanseverliği sonlandırarak sosyal düzeni alt üst etmeyi planladığı öne sürülen; ancak faaliyeti ve varlığı kanıtlanamamış bir yapılanmadır. Bazı komplo teorisyenleri, İlluminati üyelerini ışığın insanları ya da aydınlanmışlar olarak addetmektedirler.

Myron Fagan'a göre Waterloo SavaşıFransız İhtilaliJohn F. Kennedy, Ziya-ül Hak, Aldo Moro, Zulfikâr Ali Bhutto, Amiral Borda, William Colby suikasti bu örgütün işidir.

Birçok komplo teorisyenine göre; dünyayı "13'ler Kraliyet Konseyi" denen dünyanın en zengin ve güçlü aileleri yönetmektedir. Dünya, 13'ler Kraliyet Konseyi'nin, 300'ler Komitesi'ne verdikleri emirler doğrultusunda yönetilmektedir.


Orta sınıf olmayacaktır sâdece egemenler ve hizmetkârlar olacaktır.
Burada sana verilecek rol tabiki Hizmetkar olmak

İlluminati örgütünün hedefi, başkenti Kudüs olan tek bir dünya devleti kurmaktır. İlluminati'nin güç şebekesi, dünyanın en güçlü kişilerinden, yatırımcılarından, şirket başkanlarından ve siyasilerden oluşuyor. İç çember denilen en tepedeki 13'ler Kraliyet Konseyi'ne bağlı 300 kişi, 13'ler Kraliyet Konseyi'nin alt kadrosunda yer alıyor ve talimatlarını yerine getiriyorlar.



“İç çember” üyelerinin ortak özelliği: “Dış İlişkiler Konseyi, Bilderberg, Trilateral Komisyon, Mahson Tarikatı, Kafatası ve Kemik Tarikatı, Apsen Enstitüsü, Malta Şövalyeleri, Opus DEi, Roma Kulübü, Bohemian Grove, Dünya Ekonomik Forumu, Dünya Federalleri” üyesi olmaları. Yılda bir kez bir araya gelen İlluminati üyeleri, hedefledikleri dünya devletini kurmak için planlar yapıyorlar. Bu planların içinde çeşitli ülkelerde ekonomik krizler çıkararak, ülkeleri sömürmek, savaşlar çıkarmak, çeşitli hastalıklar icat etmek, nüfus azaltıcı çalışmalar yapmak ve etnik temizliği desteklemek, “11 Eylül 2001 saldırısı” örneğinde olduğu gibi terör meydana getirmek ve “anti-terör” yasaları çıkarmak yer alıyor. Onların dili, sembolizm ve her yerde sembolleri var. Pergel ve gönye, obelisk, piramit, pentagram, 5 köşeli Yıldız, 6 köşeli Yıldız vb. işaretler, Washington'dan Vatikan'a her yerde... Hedefleri, haritaları değiştirmek ve insanları köleleştirmek.



Klise Hukuku


İlluminati, aslında 13 adet eli kanlı ailenin referans ismidir. Tabiî ki, onların soyları da buna dâhil. İsrail'in 12 kabilesi ve bir de kayıp olan kabileye atıftır. Bu aileler, aynı zamanda birçok gizli teşkilâtın ve devlet bürokrasilerinin de üst düzey üyeleridir. İlluminati hiyerarşisi içinde çeşitli komiteler mevcuttur. Sıradan insanlar, bunu bilmezler ve daha kötüsü ilgilenmezler. İllumunati'nin en üst seviyedeki komiteleri, Konsey 3, Konsey 5, Konsey 7, Konsey 9, Konsey 13, Konsey 33, Büyük Mür'id Konsey, 300'ler komitesi (Olympians-Olymposlular) ve 500'ler komitesidir. Görüldüğü gibi, İlluminati üst düzeyi kendilerini 'Olympos Pantheonu-Olympos İlâhlar Meclisi' olarak kabul ediyorlar ve Eski-Yeni Dünya Düzeni'nin tepe noktalarında oturduklarını vehmediyorlar. 300'ler Meclisi'nin (Komitesi) amacı şöyle belirlenmektedir:

«Kalıcı, seçilmemiş (feodal sistem formunda, meclis tarafından atanmış) herediter (ailevî) oligarkların egemenliği altında, tek bir dünya hükümeti ve tek birimli para sistemi. Bu Tek Dünya antitezi (varlığı) içinde, kitleler, aile başına düşen çocuk sayısı gibi mevzûlarda kısıtlamalarla hudutlanacaklar ve hâkim sınıfların hizmetine uygun, 1 milyar kişi kalana dek savaş, hastalık, açlık gibi sebeplerle tecriden tasfiye olacaklardır.



Masonik semboller
Orta sınıf olmayacaktır sâdece egemenler ve hizmetkârlar olacaktır. Bütün kanunlar (dünyada), legal bir sistem altında, dünya mahkemeleri pratiğine bağlı olarak birleşik bir kanun (cezâ) koduna münâsib, uniform (tek biçimli) olacaktır. Bu kanunlar (işleyiş), Tek Dünya Hükümeti Polisi ve Tek Dünya Ordusu tarafından desteklenecektir ve bu tek dünyanın (millî) sınırları olmayacaktır. Sistem, Refâh Devleti temelinde yapılanacaktır; İtâatkâr olanlar ve hizmet edenler (işe yarayanlar) yaşamlarını sürdürme hakkıyla ödüllendirilecekler; çeteleşenler ise öldürülecek veya kanun dışı olarak ilân edileceklerdir. Bunun anlamı, bu 'kanun dışı' insanları herkes öldürebilme hak ve yetkisine sahip olacaktır (…be declared outlaws, thus a target for anyone who wishes to kill them). Şahsî ateşli silahlar yasaklanacaktır.

Doların da üzerinde bulunan 13 kademeli piramit, dünyaya hakim olmak isteyen Siyonistlerin teşkilat şemasıdır. Bu işareti İlluminatlar ,1 Mayıs 1776 yılında sembol olarak almışlardı. Bu tarihe atıfta bulunmak için de piramidin en alt katına (dolar üzerinde) MDCCLXXVI tarihini atmışlardır. Bu, zannedildiği gibi bağımsızlığı simgelemez. İşte bu piramidin zirvesinde Lucifer; ya da kendi deyimleriyle "Evrenin Ulu Mimarı"nın gözü vardır. Altında üç kabalist; sırasıyla 13'ler meclisi, 33'ler meclisi, 300'ler kulübü vardır ve bunlar asla görünmezler. Hiç kimse bunların kim olduğunu bilmez. Onların altında yalnızca ucu görünen fakat kimsenin içinde ne olduğunu bilmememsi gereken ve de bilmeyen teşkilatlar gelir.




Yukarıda da bahsettiğimiz üçgenin içindeki göz sembolü, , nihâî gâyeyi temsil etmektedir. Nedir bu nihai gaye: Lusifer, yani Mason ilâhının gözü... Bu göz, “Cenâb-ı Hak, her şeyi görür.” gerçeğinin karşısında "Bizim ilâhımız da her şeyi görür, hatta her şeyi daha iyi görür." iddiasını temsil etmektedir. Bu göz, Lucifer, yani Şeytan'ın gözüdür. Eğik bakmaktadır ve şaşıdır. Masonlar, birbirleriyle tanışmak için bu parolayı kullanmaktadırlar. Karşılaştıklarında toka yaparken bir yan sağ ellerinin baş parmağı diğerinin eline özel şekilde bastırmakta ve gözlerini de bu resimde olduğu gibi eğik olarak tutarak aşağıya doğru bakmaktadırlar. Siyonizm'in inancına göre Şeytan, Cennet'ten kovulduktan sonra şimdi yeryüzünde “Ben-î İsrail”e (İsrailoğulları'na) mensup insanlar vasıtasıyla (haşa) Cenâb-ı Hak'tan intikam alacakmış. Siyonizm'in temelinde işte böylece “Şeytana kulluk yapmak” yatmaktadır.

Bu piramidin en altındaki birinci basamağı “HUMANÎSMUS”, yani bütün insanlığı ifade etmektedir. Böylece bu piramit, Siyonizm'in bütün insanlığı, yani yeryüzündeki 6 milyar insanı nasıl kontrol ettiğini belirtmektedir. Bu piramitte de görüldüğü gibi dünya hakimiyetini tesis, bir diğer ifadeyle 6 milyar insanı yani bütün insanlığı kontrol için kurulan sistem gizlilik ve itaat esasına dayanmakta, en tepedeki yöneticilerin arzularının yerine getirilmesi plân ve programlarının uygulanabilmesi için bütün dünyaya yayılmış böyle bir piramit sistemi esas alınmıştır. Bu piramitte en alttaki insanlığın üstündeki kademeleri 3 grupta toplamak mümkündür:



Masonic isaretler her yarde




1. Halkın içine giren ve yukarının emirlerini uygulayan saçaklar: Bunlar 3 kademe halindedir.

a. Rotary, Lion, Diner, Propeller ve YMCAb. Mavi Localarc. Önlüksüzm Masonlar

2. Ucu gözüken, büyük kısmı gizli olan kademeler. Bunlar, 5 kademedir:

a. B'nai B'rith ve Bilderberg Teşkilatları: Bu kademe, Ara Koordinasyon kademesi olup görünen en yüksek yönetim kademesidir.b. Büyük şark Locası: (Fransız mason locası teşkilatları)c. Komünizm: (Rusya mason locası)d. İskoç Locası Teşkilatı: l - 33° (İngiliz mason locası)e. York Locası Teşkilatı: (Alman mason locası)

3. Hiç görünmeyen gizli kademeler. Bunlar da 4 kademedir:

a. RT: (En üst gizli kademe: 3 Kabalistten müteşekkil en üst komuta kademesi.)b. 13'ler Meclisic. 33'ler Meclisid. 300'ler Kulübü Sanhedrin: (En üst yönetim meclisi).



Dunyada var olan en tehlikeli silah


En alttaki insanlık ile beraber bu kademeler 13 kademeyi oluşturmaktadır.[5] Bugün Irak'ta, Afganistan'da, Filipinler'de, Thailand'da, Endonezya'da, Lübnan'da, Filistin'de, Özbekistan'da, Kırgizistan'da, Cezayir'de, Mısır'da ve Türkiye'de olup bitenler, TEK DÜNYA DÜZENİ'nin TEK RAKİBİ olan İSLÂM'ın hedefe konulduğunu çok net biçimde gösteriyor.

Silahlar çok muhtelif: The Tavistock Institute of Human Relations (Tavistock Beşerî İlişkiler Enstitüsü-Londra). Kadınların (Annelerin) çocuk yapmalarının sakıncalarını anlatıp özellikle yabancı ailelerin beynini yıkayan bir örgüt. Bu örgütün beyni, Fritz Springmeier ve 13 aileden birine mensub. CIA'nın da projelerinden biri olan "Slides" (projeksiyonlar) kavramını Springmeier de kullanıyor ve bunun amacının "şartlanmış tip"i (conditioned type) dünyada oluşturmak olarak açıyor. Zihni yok edilen et parçası insan! Yani, beyni yıkanmış, dumura uğramış, ahmaklaşmış tip. Bunun önemli bir versiyonu Mind Control (MC - Zihin Kontrolü). Tafsilâtı almak ve vehâmeti kavramak için İBDA Mimarı'nın "Telegram" isimli kitabına bakılmalıdır. İlluminati'nin eski zihin kontrolü direktörü Cisco Wheeler'a göre, MC programlarından olan ve Monarch (Monark) ve MK Ultra olarak isimlendirilen 10 milyon insan var.

Bu programlar, zihnî travmalar oluşturulmak suretiyle mankafalaştırma ve bilâhare köleleştirme esâsına dayanıyor. Bu projenin genel ismi ise Montauk projesi. Bu projede çok mühim bir rol üstlenen Al Bielek (yahudîdir) bu projede 10 milyon kadar gönüllü kurban kullanıldığını ve zihinlerinin denetim altına alındığını belirtiyor. Bunların büyük çoğunluğu (9 milyondan fazla) ABD'de yaşıyor. Al Bielek, ABD'nin her büyük şehrinde örtülü Montauk Programming 'Centers'larinin (Montauk Programlama Merkezleri) olduğunu ekliyor.



Beyinler cocukluk yillarida yikanmaya basliyor DiKKAT


Bu projeyi 200'ün üzerinde "think tanks" (kafa yorma kuruluşu) da finansal olarak destekliyor. Bu kuruluşların arasında Rand Corporation ve Brookings de var ve bunların hepsinin merkez üssü Stanford Research Institute (SRI, Stanford Araştırma Enstitüsü) - Menlo Park, California olarak belirleniyor.

Bu kurumların projeleri arasında, insanda çeşitli heyecânların manipülasyonu (manipulation of human emotions) oldukça öne çıkıyor. David Icke, "The Biggest Secret – En Büyük Sır" isimli kitabında, bu projede "korku" mevzusunun ziyâdesiyle işlendiğini ve insanların farklı tepkilerinin incelenerek nasıl çözüme ulaşıldığını anlatıyor. ABD'nin (kendi dışında) pilot bölge olarak Kosova'yı seçtiği ve buradan çok sayıda Arnavut'u ABD'deki merkezlere transfer ederek orada beyinlerini yıkadığı da Icke tarafından tesbit edilmiş durumda.

Seçilen kurbanlarda, belli bir iç çelişki düzeyi yakalandıktan sonra, onlara bu dünya üzerindeki demonik güçlerin (muhalif ve kötü güçler. Şeytânî güç) insanlığa zarar verdiği ve bunların tasfiyesinin şart olduğunun vurgulandığını ve insanların buna iknâ edildiğini Icke'den tâkip edebiliyoruz. Bu demonik güçler arasında kullanılan figürler şunlar: Adolf Hitler, Saddam Hüseyin, Miloshevich, Muammar Kaddafî, Usama Bin Ladin, Hugo Chavez vs. isimler var.

En son aşamada, kurbanlar bu ve benzeri isimlere karşı "freedom fighters" (özgürlük savaşçıları) olarak örgütlendiriliyor. Bunlar için, uyuşturucu şebekeleri, yerel ve genel kriminal çevreler serbest kılınıyor. NWO stratejistlerinin en çok basvurduğu yöntem bu Machiavellian yöntem. Silahlandırma, provokasyon yaratma, finanse etme vs. hepsi mevcud. En büyük propaganda kuvveti ise Medya.



Adam Weishaupt illuminati orgutunun kurucusu

13 Eylül 1999 tarihli Los Angeles Time gazetesinde, bir İlluminati alt örgütü olan Human Rights Watch (İnsan Hakları Zamanı. Saati) isimli yapı adına Yahudî Mike Jendrzejczyk şunları söylüyor:

«Barış muhafızlarının (güçlerinin) milisleri silahsızlandırma yetkisinin olması çok mühimdir ve her Endonezyalı asker, onlarla (Barış güçleri!) birlikte hareket etmektedir.»

Jendrzejczyk, "işbirlikçiliğin" önemine vurgu yapmaktadır. Barış muhafızları'yla işbirliği yapan Endonezya askerlerinin saldırdığı ve katlettiği insanlar ise Müslüman direniş güçleridir.

Bu "peacekeeping missions" (barış muhafaza misyonları) meselâ Yugoslavya'da hükümrân orduyu alaşağı etmişlerdir! Bu (misyonlar) UN Partnership For Peace (PFP. BM Barış İçin Partnerlik/İşbirliği) kurumundan başka bir şey değildir. Gönüllü ABD peşkirciliği yapan bu kurum(lar) dünya düzenine güzel güzel su taşımaktadırlar. Ama, kimse, ABD'nin Yugoslavya'ya Anthrax ve Chlamydia yaydığından bahsetmiyor. "Barış muhafızları" ise bu bakterileri veya mikroorganizmaları koruduklarını "bilmiyorlar"! Çünkü, oradaki her asker Anthrax'a karşı aşılanmış durumda.

Aynı şey, Körfez Savaşı'nda da oldu ve bir sürü mâsum hayatını kaybetti. Şimdi bakın, Irak'daki 'barış muhafızları' arasında kimler var: Japonlar, Güney Koreliler, Polonyalılar, Macarlar, Bulgarlar, İtalyanlar, Fransızlar, Nijeryalılar, Danimarkalılar, Kenyalılar, Nepalliler, Yeni Zelandalılar, Zimbabweliler, Rumenler, Moldowalılar, Gürcistanlılar vs. var. Bunlarin hepsi barış manyağı olmuş ve ABD-Britanya askerî düzeninin hizmetkârı olarak oradalar. Yeni Dünya Düzeni, işte bu.



Bu insanlarin neyini sevip pesinden giderler anlamak imkansiz


Yeni Dünya Düzeni'nin uluslararası bankerler tarafından (Darvari ailesi, Rothschild hânedânı, Goldsmith hânedânı, Soros, Kaşıkçı ailesi, Dumba ilesi, Hagi Meitani ailesi, Mocioni ailesi, Raoul Wallenberg sülâlesi, Medici ailesi vs.) ve büyük ilâç kartelleri tarafından ciddî bir biçimde desteklendiğini belirtmek gerekir. Bunların arasında, Pfizer, Hoechst, GlaxoSmithKline, Bristol -Myers-Squibb, Johnson & Johnson, Wyeth gibi oligopoller sayılabilir. İngiltere Kraliyet Ailesi (The Royal Family of England), ve Windsor Mâlikhânesi (the House of Windsor) – ki, bu aile ve hâne Avrupa Kraliyeti'nin Germen Kolu'ndan gelir ve Saxe-Coburg-Gotha ailesi olarak da anılır. 1914 yılında isimlerini Windsor'a çevirmişlerdir- oligarşi içinde çok yüksek bir rol üstlenmişlerdir. Bu, İlluminati'nin en yüksek katlarından (upper strata of the İlluminati) biridir. İlluminati'nin sinir sisteminin merkezi (beyni) Londra'da olup Basel (İsviçre) ve Brüksel çevresel sinir sisteminin merkezleri (omurilik) olmaktadır.

Bu çarkın parçası olmayanlar tasfiye edildi: Kennedy, Ziya-ül Hak, Aldo Moro, Zulfikâr Ali Bhutto, Amiral Borda, William Colby vs.


Bu kadari yetmez yada kaynak soranlara:
İlluminati'ye göre karanlık yükselecek
http://books.google.com/books?id=nvY7AAAAIAAJ
http://www.webcitation.org/5w47xrh7p
http://books.google.com/books?id=nvY7AAAAIAAJ
http://www.webcitation.org/5w47O6KyR
United States Presidents and The Illuminati / Masonic Power Structure.
Mark Dice, The Illuminati: Facts & Fiction, 2009. ISBN 0967346657

Sayin Kardeslerim   

   Facebook     sayfama     destek    olurmusunuz 

LiKE Begen  yapmaniz yeterlidir  ALLAHcc 

Hepinizden razi olsun AMiN..


 Buradan Begenebilirsiniz

http://gercektarihdeposu.blogspot.com  Hakikatin Adresi

Mutlu evlilik için yapılması gerekenler Lutfen okuyunuz seveceksiniz

Evlilik 'ben'den 'biz'e atılan bir adımdır.
Evlenmeden önce gözlerinizi dört açın. 
Ama evlendikten sonra da bir gözünüzü kapatın.

Evliliklerde tutkunun ve romantizmin zamanla kaybolmasını nasıl engelleyebilir ve o ufak heyecanların yıllar sonra taze kalabilmesi için neler yapabiliriz? 

Simdi birbirini seven ciftler icin hazirladigim yaziyi okumaya basliyalim

   Birlikte vakit geçirmek yerine birlikte bir şeyleri yapmayı deneyin. İllaki bu, sosyal hayata karışıp sinemaya-tiyatroya gitmek değildir. Birlikte mutfağa girip güzel bir sofra hazırlaya bilirsiniz. Yaratıcılık size kalmış belki de bir kitap alıp bir birinize en sevdiğiniz yerleri okuyup kritiğini yapabilirsiniz.

   Birbirinizi dinlemeyi bilmelisiniz ve eşinizi dinlerken gözlerine bakmalısınız. Biliyorsunuz ki gözler ile iletişimin önemi her zaman çok önemlidir. Karşınızdakini tam olarak dinlediğinizi gösterme ifadesidir.





   Empati yapın. Boşanmaların önüne geçmek için biraz olsun empati yapın. Bir anda kızmak yerine, kendinizi onun yerine koyun ve düşünün sadece yer değişimi yapmayın olayları da inceleyin. Kızdığınız olay nasıl gelişmiş? Onun duygularını anlamaya çalışıp hak verin.


   Alttan alın. Her kavgada her olayda hep siz haklı olacak değilsiniz. Her insan hata yapar ve Onun da, sizin de hatanız olabilir. Eğer alttan alınmak istiyorsanız sizde alttan alın. Haklı çıkmak için olayı bastırıp karşı tarafın üstüne yüklenmeyin.


   İş hayatında yaşadığınız sıkıntıları sebepsiz olarak aile hayatınıza yansıtmayın. Kısacası işte sinirlenip eşinize gelip kızmayın. İşteki sıkıntılarınızı eşiniz ile paylaşın sorunlarınızı ya da sıkıntılarınız anlatın. Hem eşinize anlatıp rahatlamış olursunuz ayrıca ondan destek alırsınız hem de sebepsiz ve gereksiz eşinizin kalbini kırmazsınız.




   Mülk edinmeyi hemen istemeyin. Ev hemen kurulmaz zaman ile olur. Evliliğinizin ilk zamanlarında hemen ev, araba sahibi olma isteğini sonraki yıllara bırakın.


   Yalandan kaçının. Hayatın her evresinde yalanın kötülüğü kaçınılmaz. Evlilik de ise bunun önemi çok daha büyüktür. Evliliğinize yalan ile başlayıp yalan ile devam etmeyin. Yalan ile başlayan evliliklerin fazla sürmeden sarsılacağını unutmayın.


   Aile büyüklerini ziyaret edin ama adil olun. Sadece tek taraflı bir ziyaret yapmayın. Adil bir ziyaret düzeni ile anne-babaları ziyaret ettiğinizde göreceksiniz ki tartışma yaşamıyorsunuz.


   Kavga ettiğinizde hemen barışmayı deneyin. Unutmayın ki barışma süresini ne kadar uzatırsanız her iki taraf için de içindeki kızgınlık daha büyüyecektir.




   Geçmişi unutun. Her kavganızda geçmişte olaylara değinmeyin. Kavgasız evlilik kesinlikle olmaz mutlaka evlilikte tartışma olacak ama o anki kavganızın sebebi ne ise onu tartışın. ” sen şu olayda da şöyle demiştin… Şu olmuştu… Geçende şunu demiştin” sözleri ile tartışmanın boyutunu değiştirip tartışmanızı daha da alevlendirmeyin.


   Evlilik eşlerin birbirlerine her türlü duygularını; kızgınlık, korku ve sorun vb. anlatabileceği güvenli bir ortam olmalıdır. Böyle bir ortamın olmaması ve paylaşım ihtiyacı eşleri farklı etkinliklere yönlenmesine neden olabilir. Yani eşler birbirlerini anlama yollarını kapattıklarında, başka anlayan kişilere ve ilgilere yönlenme söz konusu olabilir. 



  Öncelikle bireyin yetiştiği aileden duygusal olarak kopması önemlidir. Bu onlardan ayrı bir kimlik geliştirebilmesi yani kendi kararlarını kendinin alabilmesi, sorumluluk üstlenebilmesi ve risk alabilmesi gibi birçok süreci içerir. Tek başına olmaktan çift olmaya geçiş aynı zamanda rol konusunda bir değişimi içerir.

  Eşler yaşamlarındaki sorunları ile yüzleşip, onlarla baş etmeyi denemeliler ve her zaman bu konuda eşinin kendisine destek olmasını ondan talep etmemeliler. Bazı konularda eşler birbirlerini mecbur gibi algılayabilirler bu durum onları farklı beklentilere iteceği için zarar verebilir. Eş ilişkisi yetişkin ilişkisidir dolayısı ile annebabamızdan beklentilerimizi yansıtmamamız gerekir. Tabii ki bazı yerlerde eşler birbirine destek olur ama bu her zaman ve her yerde gibi algılanmamalıdır.




  Ona değer verdiğinizi gösteren küçük bir şey yapın: Hiç beklemediği bir anda onu öpün. Eşinizin bulabileceği bir yere ( yastığın altına, cebine) notlar yazın. Aptalca, komik, ciddi olabilir. Ya da sadece ‘Seni düşünüyorum’ demek için beklemediği bir anda telefonaçabilirsiniz.

  Dokunun: Sarılma, el ele tutuşma ve diğer dokunma formları ilişkiyi güçlendirir. Romantizm ve cinsellik, herkes yorgun olduğunda işe yaramaz. Ama evli çiftler için erotik duygular sadece yatak odasında başlamaz. Özellikle çocukları yatırdıktan sonra veya bulaşıkları birlikte yıkadığınızda gelişmeye başlar.



Eşinizin ailesi hakkında belki iyi belki biraz kötü hisleriniz olabilir. Ama siz siz olun, eşinize karşı ailesi hakkında eleştiri yapmaktan kaçının. Hiç kimse, arasında kan bağı olan yakınları hakkında sert sözler duymaktan hoşlanmaz. Dolayısıyla konu bir şekilde onun ailesine geliyorsa, dilinizi tutmanızda yarar var.


Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki:
"Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Zira evlilik gözü (haramdan) daha çok uzaklaştırıcı, iffeti de çok daha koruyucudur. Evlilik külfetine güç yetiremeyenler ise oruç tutsun. Çünkü oruç, şehveti kıran bir şeydir."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 2485

Okuma sona erdi sira geldi uygulama asamasina  uygulamasi sizlere kalmis yeni bir yazida bulusmak uzere hosca kalin Esinize SIKICA SARILIN.