Modaya Uygun Google Glass

GOOGLE GLASS NEDİR NASIL ÇALIŞIR


Herkese merhaba bu yaziyi paylasma sebebim bu Google Glass denen alete olan merakim ve ciktiginda satin alip bu sayfalarda detayli inceleme yazacagim.
Google Glass’in marifetleri 2014‘ün en çok rağbet gören tüketici elektronik ürünlerinin giyilebilir ya da takılabilir bilgisayarlar olması bekleniyor. Merakla beklenen Google Glass de bunlardan biri. Google, İnternet bağlantılı gözlükleri bu yılın sonuna doğru Amerika’da piyasaya sürmeden önce daha ‘modaya uygun’ hale getiriyor. Şirket, farklı renlerdeki yeni numaralı gözlük cam ve.....
çerçevelerini tanıttı:
Glass’in daha önceki modeli, titanyum bir banda monte edilmiş şekildeydi. Cihaz, burun köprüleriyle aynı bir gözlük gibi kullanıcının burnuna oturuyordu. Ancak gözlük camı olmayan bu çerçeve modeli birçok yerde alay konusu olmuştu.

Google Glass

Google, estetik kaygılar nedeniyle olsa gerek, daha bu hafta başında İnternet sitesinde dört farklı gözlük çerçevesi modelini tanıttı. Yeni stil çerçevelerin fiyatı 225 dolar. Güneş gözlüğü modellerinin fiyatıysa 150 dolar. Şirketten yapılan açıklamada bu yeni kolleksiyonun akıllı gözlük alanında yepyeni bir adım olduğu belirtildi.
Bir posta pulu büyüklüğündeki elektronik ekran, gözlük çerçevesinin kenarına monte ediliyor. Google Glass’in marifetleri arasında video kaydı yapmak, elektronik postanıza ulaşmanızı sağlamak, yol tarifi vermek ve kullanıcının cep telefonuna bağlanarak İnternet’ten veri almak var.

 Google, Glass’i daha cazip hale getirebilmek için Amerika’nın en büyük göz sağlığı sigortası şirketi olan Vision Service Plan’le de bir anlaşma yaptı. Bu şekilde Google Glass’e uyum sağlamak için özel olarak hazırlanmış numaralı gözlük satın almak mümkün olabilecek. VSP sigorta şirketinden söz sağlığı sigortası olanlar, Google Glass çerçevelerinin maliyetinin bir kısmını sigortalarına ödetebilecek.
Google Glass’in satışlarının yaygınlaştırılmasında VSP gibi Amerika’nın en büyük optik sağlık sigortası şirketiyle anlaşma yapmanın rolü büyük olabilir. Google bu nedenle New York, San Francisco ve Los Angeles’ta bir grup VSP çalışanına eğitim verdiğini de açıkladı. Amaç, Google Glass’le numaralı gözlük cam ve çerçevelerinin uyumlu şekilde birleştirilmesini sağlamak.
 Google Glass şu anda Amerika’da deneme amacıyla sadece kısıtlı sayıda kullanıcıya bin 500 dolarlık fiyatla sunuldu. Şirket 2014 sonuna doğru satışa sunulduğunda ürünün tüketici versiyonunun fiyatının da düşeceğini bildiriyor.
Tüketici elektronik sektöründen çok sayıda uzman ve gözlemci Google Glass gibi giyilebilir ve takılabilir ürünlerin teknolojide büyük çığır açacağı görüşünde. Bu durum biraz da PC’lerin evrimleşmesi sonucu artık hemen herkesin elinde tuttuğu akıllı cep telefonlarının yaygınlaşmasına benziyor.
https://www.facebook.com/pages/Gercek-Tarih-Deposu/536344873116611?ref=hl


Facebook sonu mu geliyor? 10 yaşında, ama günleri sayılı mı?

Facebook 10 yaşında

 Fakat 11. yaşgününü kutlayacak kadar yaşayıp yaşamayacağına dair spekülasyonlar devam ediyor.

Son araştırmalara göre Facebook'un günleri sayılı. Facebook ise basında geniş yer bulan bu tür araştırmaları yalanlayacak verileri titizlikle gündeme hazırlıyor.
Örneğin Princeton Üniversitesi'nden araştırmacılar Google verilerine dayanarak önümüzdeki üç yıl içinde Facebook'un kullanıcı sayısının yüzde 80'ini yitireceği öngörüsünde bulununca Facebook hemen buna karşılık verdi.
Şirkete bağlı çalışan bilim insanları aynı yöntemi kullanarak Princeton Üniversitesi'nin 2021'de hiç öğrencisi kalmayacağını ve 2060'da dünyadaki bütün havanın yitirileceğini söylemenin mümkün olduğunu ortaya koydu.
Araştırmacılar, "Tüm araştırmalara eşit yaklaşılmadığını ve bazı analiz yöntemlerini kullanarak
çılgın sonuçlara varılabileceğini eğlenceli bir şekilde hatırlatmak istedik." diye açıklama yaptı.
Tarih deposu
Forrester Research adlı araştırma merkezinden uzman Nate Elliott da Princeton araştırmasını doğru bulmuyor. Facebook'un gücünü, düzenli olarak yeni özellikler ekleme yoluyla yeni üye kazanması ve eskilerinin de ilgisini canlı tutmasında görüyor.
Comscore firmasının verileri de bunu doğruluyor. Bu verilere göre, ABD'deki 18-24 yaş grubu nüfusun yüzde 89'u Kasım 2013 itibariyle Facebook kullanıyordu.
Elliott, diğer tüm sosyal ağlara kıyasla, Facebook'un çok daha genç kullanıcıları barındırdığına dikkat çekiyor.

Gençlerden uzaklaşıyor Facebook yaşlanıyor mu?

Fakat bazı araştırmalar da var ki Facebook'un çürütmesi çok daha zor.
iStrategylabs adlı dijital firma Facebook'un kendi sosyal reklam verilerini kullanarak son üç yılda üç milyon gencin Facebook'tan ayrıldığını ortaya koydu.
Daha önce de Pew Internet Centre adlı araştırma şirketi, gençlerin ebeveynleri yüzünden Facebook'tan soğuduğunu ifade ediyordu. Kaprisli gençlerin anne-babalarıyla aynı dijital ortamı paylaşmak istememesi kimse için sürpriz bir bilgi değil aslında.
Pew, bu nedenle gençlerin daha çok WhatsApp ya da Snapchat gibi sosyal paylaşım uygulamalarına yöneldiğini vurguluyor.
Fakat Pew raporu, Facebook'un genç üyelerinde yüzde 25 düşüş yaşanırken 55 yaş üstü üye sayısında yüzde 80 artış olduğuna dikkat çekiyor.
O halde "Facebook yaşlanıyor" sonucunu çıkarmak mümkün mü?
Bazı uzmanlar, reklam gelirleri bakımından bu demografik değişimin olumlu olduğunu, çünkü ileri yaştaki üyelerin harcama gücünün gençlerden daha fazla olduğunu belirtiyor. Fakat bugünün gençleri geleceğin tüketicileri olacağı için Facebook'un genç üyelerini kaybetme karşısında kayıtsız kalamayacağı ifade ediliyor.

Bu senede rekor kâr

Facebook'un üyelerini cezbetmeye devam edip etmeyeceği konusundaki spekülasyonların, şirketin kurucusu Mark Zuckerberg'i geceleri uykusuz bırakması henüz sözkonusu değil.
Geçen hafta açıklanan sonuçlar Zuckerberg için erken doğum günü hediyesi niteliğindeydi.
Bu sonuçlara göre, Facebook'un bugün 1,23 milyar aktif üyesi var. Şirketin geliri 2013'te yüzde 55 artışla 7,87 milyar dolara fırlarken kârları da yedi kat artışla yıllık 1,5 milyar dolara ulaşmış bulunuyor.
Facebook Snapchat'ı satın alma girişiminde başarısız olunca en çok kâr getiren alana, cep telefonları ve tabletlere yönelik mobil reklama yöneldi. Bu alanda elde edilen gelir 2,34 milyar dolar ile toplam cirosunun yarısından fazlasını oluşturdu.

Facebook mobil reklamcılık

Facebook şimdi de veri takibi ve odaklı reklam yoluyla bu işi daha iyi yapmak için adım atıyor.
Üyelerinin bilgilerini fazlasıyla kullandığı için eleştirilen Facebook'un bu işi aslında çok da iyi ve hedefli yapmadığı düşünülüyor.
Facebook'un geleceğiyle ilgili spekülasyonlarda insanların onu neden kullanmaya devam ettiğine dair fazla analiz bulunmuyor.
Belki de Facebook'un başarısı, insanın en temel özelliklerinden biri olan merak duygusundan yararlanmasında yatıyor.
Biz sevsek de sevmesek de Facebook insanların yaşamında dijital roman haline geldi; birçoğu için de okunması gerekenler listesinde yer alan bir roman.

https://www.facebook.com/pages/Gercek-Tarih-Deposu/536344873116611?ref=hl
Sayfamizi begeniniz.

Siyasette Cemaatlerde ve heryerde Takiyye nedir kimler nasıl yapıyor


 Mübah ve haram olan takiyye Takiyye kimlere karşı yapılır? Mübah ve haram olan takiyye

     Takıyye, inancının aksini söylemektir. Buna Müdara da denir. İnancını, görüşünü, partisini, grubunu, gittiği yolu saklamak demektir. Sırrını açıklayan kimse, çok defa söylediğine pişman olur, üzülür. İnsan, söylemediği sözünün hâkimidir, söylediğinin ise, mahkumudur. Keşke söylemeseydim der ama iş işten geçmiştir. Malı ve eşyayı emin olarak saklayan çok insan, sır saklayamaz. Hiç ummadığınız kimse, gizli sırlarınızı açıklayabilir. Onun için eskiden, Zehebini, zihabını ve mezhebini gizli tut derlerdi. Yani paranı, dini inancını, siyasi görüşünü, grubunu gizli tut demektir. 
    Takiyye; İhtiyat, korku ve gizlenmek mânâsına olup,....

Ayetek Kursi
mecburiyet veya zarar tehdidi karşısında dinin icaplarından muafiyet için kullanılan tâbirdir.1
    Kafirler ile anlaşıp onların projelerine ortak olan bir takım kişilerin “biz takiyye yapıyoruz” iddiası doğru değildir. Kafirlere yardım ve yataklık yapmak, onların projelerinde hizmetçi olmak, dalkavukluk yapmak, güçlenmelerine zemin hazırlamak ve bu yönde çalışmak için takiyye yapılmaz. Bu gün birilerinin kafirlere karşı değil de Müslümanlara karşı takiyye yaptığını ne yazık ki anlamış durumdayız.

    İmam-ı Serahsî: “Bir mü’minin ölüm ve işkenceden kurulmak için, olduğundan başka türlü görünmesi ve davranmasına takiyye denir”2 hükmünü zikrediyor.
    Kur’ân-i Kerim’de: “Mü’minler, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur, ancak onlardan sakınmanız müstesnadır…”3 buyurulmuştur. Bu âyet-i kerimede geçen “ancak onlardan sakınmanız müstesnadır” hükmünü izah edilirken “hayatınızın veya bazı uzuvlarınızın imha edilmesinden korkmanız halinde inanmıyarak (kalben mükreh olarak) onlara dost görünmeniz müstesnadır.”4 denmiştir.
     İslâm’ın Mekke döneminde güçsüz Müslümanlar, ileri gelen Mekke müşriklerinin işkencesi altında ezilirken, imanla küfür, Allah ile putlar, Hazreti Peygamber ile müşrikler arasında tercih yapmaya zorlanmışlar, “Allah birdir” dedikçe işkencelerin dozu arttırılmıştı. Bu Müslümanlardan Habbab İbn Eret vücudunda bulunan yağlar eriyip ateşi söndürünceye kadar kor üzerinde sırt üstü yatmaya zorlanmış fakat, o imanından asla taviz vermemişti. Bilal-i Habeşî, demirden bir zırh içinde kavurucu sıcağın altında bırakılmış, kızgın kumlar üzerinde çıplak vücudu sürüklenmiş, o yine de onların isteklerini reddederek imanı tercih etmiş ve “Allah bir” sözünü bayılıncaya kadar ağzından düşülmemiştir. Yalancı peygamber Müseylemetü’l-Kezzab’ın adamları tarafından organları birer birer kesilen Habib İbn Zeyd İbn Asım son nefesini verinceye kadar onların isteklerini reddetmiş, Müseyleme’nin peygamber olmadığını haykırmış ve bu sağlam imanını koruyarak şehit olmuştur.

 İslâm tarihinde ilk şehit

 Hz. Sümeyye de Ebu Cehil’in işkencesi altında can vermiş ama yine de onun Allah’ı bırakıp putlara tapma isteğini geri çevirmişti. Canları tehlikede olduğu halde küfrü reddedip şehadeti tercih etmek, kâfirlerin azmini kıracağı, onları psikolojik olarak yenilgiye uğratacağı; diğer yönden Allah korkusu dışında bütün korkulardan Müslümanları kurtaracağı için zor olanı, yani kâfirlere karşı boyun eğmemeyi tercih edip bu uğurda canını veren Müslümanlar yapılması gerekeni yaptıklarından kınanmazlar, aksine övülürler. Fakat Allah, insanlara güçlerinin yetmeyeceği şeyi de yüklemez. Psikolojik ve bedensel işkenceler karşısında, imanını kalbinde gizlediği halde sırf o anki işkencenin şiddetinden kurtulmak için işkencecilerin kendisinden istediği şekilde konuşmasına izin verir.
Babası Yasir ile annesi Sümeyye işkenceyle şehit edilip kendisi de aynı işkenceler altında ölümle karşı karşıya gelen Ammar İbn Yasir işkenceye dayanamaz, müşriklerin istediği sözleri tekrarlar ve ölümden kurtulur. Ağlayarak Resulullah’a koşar ve “Ey Allah’ın Resulu, ben senin hakkında kötü konuşmadan ve ilâhlarını övmeden beni bırakmadılar” diyerek özür beyan eder. Hz. Peygamber ona “Peki o an gönlünde neyi hissettin?” diye sorduğunda kalbinin imanla dop dolu olduğunu bildirince Resulullah, aynı durumla karşılaşması halinde yine böyle davranmasına izin verir. Ardından Yüce Allah şu ayetle Hz. Peygamber’in bu iznini onaylar: “Kalbi imanla yatışmış olduğu halde inkâra zorlanan kişi (kurtulmuştur), fakat kim inandıktan sonra Allah ‘ı tanımaz ve küfre kalbini açarsa, Allah’ın gazabı onların basındadır, onlar için büyük azab vardır. Bu onların, dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ötürüdür ve Allah inkâr eden bir topluluğu doğru yola iletmez” (en-Nahl, 16/106, 107). Bunun yanında bir diğer ayet-i kerime, kâfirlerin şerrinden uzak kalmak için zayıf durumda bulunan Müslümanların Kalben onları dost bilmemek şartıyla onlarla iyi ilişkiler içinde bulunmasına izin veriyor: “Müminler müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa Allah’tan ilişiği kesilmiş olur. Ancak onlardan sakınmak amacıyla yapılanlar bunun dışındadır. 
        Allah size kendisinden korkmanızı emrediyor. Nihayet dönüş Allah’adır” (Al İmrân, 3/28). Ancak yolunda değer verdiği şeylerden fedakârlık yapamayacak dirençsiz Müslümanlara verilen bu izinlere rağmen, Allah onlardan zor olanı tercih etmelerini ve asıl kendinden korkmalarını emrediyor: “Ey iman edenler, ne sizden önce kitap verilenlerden dininizi oyuncak ve eğlence yapanları, ne de diğer kâfirleri (zararlarından kurtulmak için) dost edinmeyin. Eğer gerçek müminlersiniz (onlardan değil) Allah’tan korkun” (el-Mâide, 5/57) (Ş.İ.A)
Sevgili peygamberim
     Hanefi fûkahası, bunun ikrah-ı mülci ânında bir ruhsat olduğunda müttefiktir. Tefsir-i Kurtubî’de: İmam Hasan el-Basrî (rha)’nin: “Müslümanlar için takiyye ruhsatını kullanmak kıyamete kadar câizdir. Ancak bu ruhsatın kâfirlere müdahane (dalkavukluk) ve şirin görünmek için kullanılması haram olur.”5 buyurduğu kayıtlıdır.
     İmam-ı Serahsî; takiyye’nin sadece kâfire karşı değil, ikrah-ı mülci ânında zâlim yönetimlere de uygulanabileceğini beyan ediyor.6
     Takiyye ehl-i sünnet ve’l-cemaat mezhebinde, bir ruhsat olarak önemli yer tutar. Ancak şia da “takiyye” usûl-ü dindendir. Cafer-i İsna Aşari mezhebinde,“takiyyeyi terketmek tıpkı namazı terketmek gibidir.” Tarih boyunca şianın; “takiye” hususunda titizliği, sözlerin ihtiyatla karşılanmasına sebep olmuştur.

Bütün bu söylenenlerden şu sonuçlar elde edilmektedir:

1- Takiyye, Kur’ân kökenli bir ilkedir ve ashabın davranışları, Hz. Peygamber’in (s.a.a) de bu davranışları teyit etmesi, takkiyenin caiz olduğu ve İslâm’ın ilk yıllarında gerçekleştiğini göstermektedir.
2- Şia’nın takiyye yapmasının sebebi, Şiîleri acımasızca katleden ve Şia mezhebini yok etmekle tehdit eden zulüm fırtınaları idi.
3- Takiyye, Şiîlere mahsus bir şey değildir; diğer Müslümanlar arasında da mevcuttur.
4- Takiyye, Müslümanların canlarının korunmasını amaçladığı için, sadece kâfirlerin ve müşriklerin karşı sında değil, karşı konulamayan veya kendisi ile mücadele etme şartları oluşmayan her zalimin karşısında yararlanılacak
bir ilkedir.
5- İslâm toplumu üyelerinin anlaşma içinde olmaları hâlinde, Müslümanlar arasında takiyye için bir neden
kalmaz.

Kaynaklar

(1) İslâm Ansiklopedisi, İst. 1979, (2. bsm.) c. XI, sh. 679, (“Takiye” mad.)(2) İmam-ı Serahsî, el-Mebsut, Beyrut, Dâru’l-İhya Yayını, c. XXXIV, sh. 45.(3) Â1-i İmrân sûresi: 28. Ayrıca, Nahl sûresi: 106 ve Mü’min sûresi: 28. (5) İmam-ı Kurtubî, el-Camü li Ahkâmu’I-Kur’ân, Kahire,1967, (3. bsm.) c. IV, sh. 57.(6) İmam-ı Serahsî, a.g.e., sh. 47-49