İnsan; tek kelimeyle MUCİZEDİR !

Vücûd Yapısı ve İklim Şartları


Eshâb-ı kirâmın inanışları hep aynı idi. Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkca bildirilmiş işleri yapmakda da, birbirlerine uygun idiler. Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açık bildirilmemiş birşeye inanmağı dînimiz emir etmemiştir. 

Fen bilgilerinin çoğu böyledir. Bunlardan akla uygun olanlara inanılır. Açıkca emir veya yasak edilmemiş işler ise, böyle değildir. Böyle işleri yapıp yapmamakda, açıkca bildirilenlere benzetilmelerini, Allahü teâlâ, derin âlimlere emr etmekdedir. Bu benzetmeyi yapabilecek derin âlimlere “Müctehid” denir. Bu benzetmek işine, “İctihâd” denir. 

Bir müctehidin ictihâd ederek elde etdiği bilgilerin hepsine, o müctehidin “Mezheb”i denir. Eshâb-ı kirâmın hepsi derin âlim, birer müctehid idiler. İslâmiyyet bilgilerinde, siyâset, idârecilik ve zamanlarının fen bilgilerinde ve tesavvuf ma’rifetlerinde birer deryâ idiler. Bu bilgilerinin hepsini,

Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” mubârek cemâlini görmekle ve kalblere işliyen, rûhları çeken sözlerini işitmekle, az zamanda edindiler. 

Herbirinin mezhebi vardı. Mezhebleri az veyâ çok farklı idi. Tâbi’înin ve Tebe’i tâbi’înin arasında da müctehidler vardı. Bu müctehidlerin ve Eshâb-ı kirâmın mezheblerinden yalnız dördü kitâblara geçip, dünyânın her yerine yayıldı. Diğerlerinin mezhebleri unutuldu. Bu dört mezhebin îmânları, Eshâb-ı kirâmın “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” ortak olan îmânıdır. 

Bunun için, dördüne de “Ehl-i sünnet” denir. Îmânları arasında esasta ayrılık yoktur. Birbirlerini din kardeşi bilirler. Birbirlerini severler. Birbirlerine uymıyan işlerini de, zarûret olunca, birbirlerini taklîd ederek yaparlar. Allahü teâlâ, mezheblerin böyle ayrı olmalarını istemişdir. 

Bu ayrılığın, Allahü teâlâ tarafından Müslümanlara rahmet olduğunu, Peygamberimiz haber vermişdir. Çünkü, dört mezheb arasındaki ufak tefek başkalıklar, Müslümanların işlerini kolaylaşdırmaktadır. 

Her Müslüman, vücûd yapısına, yaşadığı iklim şartlarına ve iş hayâtına göre, kendisine daha kolay gelen mezhebi seçer. İbâdetlerini ve her işini, bu mezhebin bildirdiğine göre yapar. Allahü teâlâ dileseydi, Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde, herşey açıkca bildirilirdi. Böylece, mezhebler hâsıl olmazdı. Kıyâmete kadar, dünyânın her yerinde, her Müslümanın tek bir nizâm, tek bir emir altında yaşamaları lâzım olurdu. Müslümanların hâlleri, yaşamaları güç olurdu. 

İnsan; tek kelimeyle MUCİZEDİR !


* İnsan vücudunda 100 trilyon hücre var.
* Bu hücrelerden 50 milyonu her saniye yenilenir.
* Her hücrede ise 15 milyar atom var.
* Kalp, kanı 30 metre yüksekliğe fışkırtabilecek kadar güçlüdür.
* Kalp 1 dakikada vücudumuzdaki kanın tamamını devirdaim eder.
* Kan 1 günde vücudumuzda tam 96 bin 540 km yol alıyor.
* Toplam alyuvar sayısı (eritrosit) 25 trilyon
* Toplam akyuvar sayısı (lökosit) 25-100 milyar arası
* Birşey çiğnerken çenemiz 100 kiloya kadar basınç uyguluyor.
* Vücudumuzda 650 tane kas vardır, en güçlü kasımızda dilimizdir.
* Beynimizde 100 milyar sinir hücresi var ve bu hücrelerin gönderdiği mesajlar saatte 274 km hızla yayılıyor.
* Bağırsaklarımızın toplam uzunluğu 200 metredir.
* Bir ömür boyu vücudumuz 20 kilo deri atıyor.
* Derideki sinirlerin uzunluğu 72 km yi buluyor.* İnsan, bir günde 23 bin 40 kez nefes alıyor .
* İnsan vucudundaki damarlar uç uca getirildiği takdirde oluşan uzunluk dünyayı iki kez dolaşır.

İnsan vücudundaki muhteşem, kusursuz, kompleks, entegre ve olağanüstü detaylı haldeki bu tasarımancak büyük bir irade, ilim, kudret ve sanat gerektirir.

"Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Herşeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi ?"(FUSSİLET, 53)"

...Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek' korkar...."(FATIR, 28)




“SAĞ EL MUCIZESI”


Her insanın, sinir sisteminde akmakta olan bio-elektrik sonucu, beyin ve beden dışında Statik Elektrik ve Manyetik Alanlar ile değişken Elektromanyetik Dalgalar (Alanlar) meydana gelmektedir. Ancak bu Enerji Alanları da rastgele bir biçimde oluşmayıp tıpkı mıknatıslarda olduğu gibi beden üzerinde (+) ve (-) biçiminde kutuplanmıştır. Bu yüzden insanın sağ tarafı “pozitif”, sol tarafı ise “negatif” enerji alanına sahiptir.

Krlian teknikleriyle çekilen görüntülerde de ispat edildiğine göre, insanların sağ elleri pozitif enerji yüklü, sol elleri ise negatif enerji yüklüdür.

Diğer yandan ise meyve ve diğer gıdalar da pozitif enerji yüklüdür. Eğer meyve veya gıdayı sol ile ağzımıza götürürsek, sol eldeki negatif enerci, gıdadaki pozitif enerjiyi nötralize edip negatifleştirdiği çok net görülüyor. Eğer meyve veya gıda, sağ el ile ağza götürülür ise pozitif enerjinin muhafaza edilerek, vücuda en sağlıklı bir kıvamda alındığı görülüyor.

Rehberimiz Hz. Muhammad SAV’in, tâ 15 asır önceden, tüm insanlığa: “Biriniz herhangi bir şey yerken: ‘Bismillah’ desin; başta söylemeyi unutursa hatırladığı an: ‘Başında da sonunda da Bismillah’ desin. Herhangi bir şeyi yerken de mutlaka SAĞ ELİYLE yesin, içeceğini de sağ eliyle içsin.” (Ebu Davud, Tirmizi) ..

İlâhi fermanlarda, sol elin ,sümkürme ve taharet (temizlik) eli olarak gösterilmesi, “bilimin hikmet açıklamalarıyla” tam uyum içinde olduğu da çok net olarak ispat ediliyor.

İslâm’ın,


İnsan ile ne denli uyum içinde olduğu çok net görülüyor






Yorum Gönder