Mutlu evlilik için yapılması gerekenler Lutfen okuyunuz seveceksiniz

Evlilik 'ben'den 'biz'e atılan bir adımdır.
Evlenmeden önce gözlerinizi dört açın. 
Ama evlendikten sonra da bir gözünüzü kapatın.

Evliliklerde tutkunun ve romantizmin zamanla kaybolmasını nasıl engelleyebilir ve o ufak heyecanların yıllar sonra taze kalabilmesi için neler yapabiliriz? 

Simdi birbirini seven ciftler icin hazirladigim yaziyi okumaya basliyalim

   Birlikte vakit geçirmek yerine birlikte bir şeyleri yapmayı deneyin. İllaki bu, sosyal hayata karışıp sinemaya-tiyatroya gitmek değildir. Birlikte mutfağa girip güzel bir sofra hazırlaya bilirsiniz. Yaratıcılık size kalmış belki de bir kitap alıp bir birinize en sevdiğiniz yerleri okuyup kritiğini yapabilirsiniz.

   Birbirinizi dinlemeyi bilmelisiniz ve eşinizi dinlerken gözlerine bakmalısınız. Biliyorsunuz ki gözler ile iletişimin önemi her zaman çok önemlidir. Karşınızdakini tam olarak dinlediğinizi gösterme ifadesidir.





   Empati yapın. Boşanmaların önüne geçmek için biraz olsun empati yapın. Bir anda kızmak yerine, kendinizi onun yerine koyun ve düşünün sadece yer değişimi yapmayın olayları da inceleyin. Kızdığınız olay nasıl gelişmiş? Onun duygularını anlamaya çalışıp hak verin.


   Alttan alın. Her kavgada her olayda hep siz haklı olacak değilsiniz. Her insan hata yapar ve Onun da, sizin de hatanız olabilir. Eğer alttan alınmak istiyorsanız sizde alttan alın. Haklı çıkmak için olayı bastırıp karşı tarafın üstüne yüklenmeyin.


   İş hayatında yaşadığınız sıkıntıları sebepsiz olarak aile hayatınıza yansıtmayın. Kısacası işte sinirlenip eşinize gelip kızmayın. İşteki sıkıntılarınızı eşiniz ile paylaşın sorunlarınızı ya da sıkıntılarınız anlatın. Hem eşinize anlatıp rahatlamış olursunuz ayrıca ondan destek alırsınız hem de sebepsiz ve gereksiz eşinizin kalbini kırmazsınız.




   Mülk edinmeyi hemen istemeyin. Ev hemen kurulmaz zaman ile olur. Evliliğinizin ilk zamanlarında hemen ev, araba sahibi olma isteğini sonraki yıllara bırakın.


   Yalandan kaçının. Hayatın her evresinde yalanın kötülüğü kaçınılmaz. Evlilik de ise bunun önemi çok daha büyüktür. Evliliğinize yalan ile başlayıp yalan ile devam etmeyin. Yalan ile başlayan evliliklerin fazla sürmeden sarsılacağını unutmayın.


   Aile büyüklerini ziyaret edin ama adil olun. Sadece tek taraflı bir ziyaret yapmayın. Adil bir ziyaret düzeni ile anne-babaları ziyaret ettiğinizde göreceksiniz ki tartışma yaşamıyorsunuz.


   Kavga ettiğinizde hemen barışmayı deneyin. Unutmayın ki barışma süresini ne kadar uzatırsanız her iki taraf için de içindeki kızgınlık daha büyüyecektir.




   Geçmişi unutun. Her kavganızda geçmişte olaylara değinmeyin. Kavgasız evlilik kesinlikle olmaz mutlaka evlilikte tartışma olacak ama o anki kavganızın sebebi ne ise onu tartışın. ” sen şu olayda da şöyle demiştin… Şu olmuştu… Geçende şunu demiştin” sözleri ile tartışmanın boyutunu değiştirip tartışmanızı daha da alevlendirmeyin.


   Evlilik eşlerin birbirlerine her türlü duygularını; kızgınlık, korku ve sorun vb. anlatabileceği güvenli bir ortam olmalıdır. Böyle bir ortamın olmaması ve paylaşım ihtiyacı eşleri farklı etkinliklere yönlenmesine neden olabilir. Yani eşler birbirlerini anlama yollarını kapattıklarında, başka anlayan kişilere ve ilgilere yönlenme söz konusu olabilir. 



  Öncelikle bireyin yetiştiği aileden duygusal olarak kopması önemlidir. Bu onlardan ayrı bir kimlik geliştirebilmesi yani kendi kararlarını kendinin alabilmesi, sorumluluk üstlenebilmesi ve risk alabilmesi gibi birçok süreci içerir. Tek başına olmaktan çift olmaya geçiş aynı zamanda rol konusunda bir değişimi içerir.

  Eşler yaşamlarındaki sorunları ile yüzleşip, onlarla baş etmeyi denemeliler ve her zaman bu konuda eşinin kendisine destek olmasını ondan talep etmemeliler. Bazı konularda eşler birbirlerini mecbur gibi algılayabilirler bu durum onları farklı beklentilere iteceği için zarar verebilir. Eş ilişkisi yetişkin ilişkisidir dolayısı ile annebabamızdan beklentilerimizi yansıtmamamız gerekir. Tabii ki bazı yerlerde eşler birbirine destek olur ama bu her zaman ve her yerde gibi algılanmamalıdır.




  Ona değer verdiğinizi gösteren küçük bir şey yapın: Hiç beklemediği bir anda onu öpün. Eşinizin bulabileceği bir yere ( yastığın altına, cebine) notlar yazın. Aptalca, komik, ciddi olabilir. Ya da sadece ‘Seni düşünüyorum’ demek için beklemediği bir anda telefonaçabilirsiniz.

  Dokunun: Sarılma, el ele tutuşma ve diğer dokunma formları ilişkiyi güçlendirir. Romantizm ve cinsellik, herkes yorgun olduğunda işe yaramaz. Ama evli çiftler için erotik duygular sadece yatak odasında başlamaz. Özellikle çocukları yatırdıktan sonra veya bulaşıkları birlikte yıkadığınızda gelişmeye başlar.



Eşinizin ailesi hakkında belki iyi belki biraz kötü hisleriniz olabilir. Ama siz siz olun, eşinize karşı ailesi hakkında eleştiri yapmaktan kaçının. Hiç kimse, arasında kan bağı olan yakınları hakkında sert sözler duymaktan hoşlanmaz. Dolayısıyla konu bir şekilde onun ailesine geliyorsa, dilinizi tutmanızda yarar var.


Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki:
"Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Zira evlilik gözü (haramdan) daha çok uzaklaştırıcı, iffeti de çok daha koruyucudur. Evlilik külfetine güç yetiremeyenler ise oruç tutsun. Çünkü oruç, şehveti kıran bir şeydir."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 2485

Okuma sona erdi sira geldi uygulama asamasina  uygulamasi sizlere kalmis yeni bir yazida bulusmak uzere hosca kalin Esinize SIKICA SARILIN.







Sevgili Peygamberimize sallallahu aleyhi ve sellem Sihir ve Büyü Girisimi

 Anam Babam Sana Feda Olsun
   Peygamberimizin, zilhicce ayında Hudeybiye’den döndüğü ve muharrem ayına girmiş bulunduğu sırada idi ki Medine’de kalan Yahudilerin elebaşları, Müslüman olduğunu açıkladığı halde, münafıklıktan ayrılmayan Yahudi Lebid b. Asam’ın yanına vardılar. Lebid Zurayk oğullarının müttefiki idi. Kendisi sihirbazdı. Yahudiler onun sihirde ve sihirle adam öldürmekte Yahudilerin en bilgilisi olduğunu biliyorlardı.
 Ona: “Ey Ebul’Asam! Sen bizim sihirbazımızsın! Muhammed, bizim erkeklerimizi ve kadınlarımızı büyüledi. Biz, ona karşı bir şey yapamadık. Sen, O’nun bize neler yaptığını dinimize nasıl aykırı davrandığını bizden kimleri öldürdüğünü veya sürgün ettiğini gördün.! Biz bütün bu yaptıklarına karşı onu sihirleyip cezalandırmak üzere seni tutuyor, görevlendiriyoruz.” Dediler ve Peygamberimizi sihirlemesi için de ona üç altın verdiler.


SİHİR HAZIRLIKLARI
   Lebid b. Asam; Peygamberimizin tarağı ile başından taranmış saçlarını elde etmeğe girişti. Yahudilerden bir genç, gelir gider Peygamberimizin işini tutardı. Yahudiler, peygamberimizin saç ve sakal tarantısı ile bazı tarak dişlerini elde edinceye kadar bu genin üzerine düştüler.
   Yahudi genci, Peygamberimizin saç tarantısı ile tarak dişlerini alıp Yahudilere verdi.
   Lebid. B. Asam istediklerini elde edince ona bir takım düğümler düğdü ve üfledi. Bu düğümlenmiş ve üflenmiş saç tarantılarını, erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığının içine koydu. Sonra onu götürüp kuyunun içindeki basamak taşının altına yerleştirdi. Bu kuyu Zurayk Oğullarına aitti.

PEYGAMBERİMİZ HASTALANIYOR
   Sihir yapılmasının ardından Peygamberimizin sıhhati bozuldu. Başının saçları dökülmeğe başladı. Peygamberimiz, yapmadığı bir işi yapmış, ailesine yaklaşmadığı halde, yaklaşmış gibi sanır oldu. Gözlerinin de feri azaldı. Ashab-ı Kiram Peygamberimizin hastalığını yoklamağa geldiler. Hastalığı günlerce sürdü. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, s. 367)
   Peygamberimiz hastalanınca Lebid b. Asam’ın kız kardeşelrinden birisi, Hazreti Aişe (Radıyallahu anha)nın yanına gelmişti. Kadın, Peygamberimizin hastalandığını öğrenince, dönüp bunu kız kardeşlerine ve Lebid’e haber verdi. Onlardan birisi:
“Eğer o gerçekten bir Peygamberse kendisine bu iş Allah tarafından haber verilir. Aksi takdirde, bu sihir kendisine nereden gösterilir? En sonunda aklı başından gider. Böylece de, kavmimiz ve dindaşlarımız umduklarına ermiş olur.”Dedi.


SİHRİN PEYGAMBERİMİZE HABER VERİLMESİ:
   Hazreti Aişe, Peygamberimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den şöyle rivayet ediyor:
Nihayet Resulüllah günün birinde tekrar tekrar dua etti. Sonra da bana: “Ey Aişe! Yapmış olduğum duamı Allah’ın kabul buyurduğunu biliyor musun?
Bana meleklerden iki kişi geldi. Bunlardan birisi başucumda, o birisi de ayak ucumda oturdu. (iki melek arasında konuşma şöyle geçti:)
- Bunun hastalığı nedir?
- Sihirlenmiştir
- Kim sihir yapmış ona?
- Lebid b. Asam!
- Sihir ne ile yapılmıştır?
- Erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığı, tarak, saç ve sakal tarantısı ile!
- Nerededir o?
- Zervan kuyusunda, basamak taşının altındadır.
- O’nun şifa bulması ne iledir?
- Kuyu suyunun tamamıyla çekilip içindeki basamak taşının kaldırılması ve altındaki kurumuş erkek urma çiçeği kapçığının çıkarılması suretiyledir! Dedi. Bundan sonra melekler havalanıp gittiler.”


SİHRİN KUYUDAN ÇIKARILMASI
   Peygamberimiz, Hazreti Ali ile Ammar b. Yasir’i çağırdı. Zervan kuyusuna gitmelerini ve meleklerden işittiği şeyleri yapmalarını onlara emretti. Hazreti Ali ve Amer b. Yasir, hemen Zervan Kuyusuna gittiler. Kuyunun suyu, kınaya boyanmış, kuyu başındaki hurma ağaçlarının başları da şeytan başları gibi idi. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.6, s. 57, Buhari, Müslim)
Kuyunun suyunu çekip boşalttılar, içindeki basamak taşını kaldırdılar. Taşın altında hurma çiçeği kapçığı, Peygamberimizin tarağı, başının saç tarantısı, üzerine iğneler saplanmış bir yay kirişi bulunup çıkarıldı.
DÜĞÜMLER ÇÖZÜZÜLÜNCE PEYGAMBERİMİZİN RAHATLAMASI
   Yay kirişi üzerindeki düğümleri çözmeğe güç yetirilemedi. Cebrail gelip Felak ve Nas surelerinin ayetlerini okudukça, düğümler çözülmeye başladı. Her düğüm çözüldükçe, Peygamberimiz, önce elem, sonra da ferahlık duymakta idi.
En son düğüm çözüldüğü zaman, peygamberimiz, bir düz bağından boşanmış, krtulmuş gibi açıldı. Yemeğe içmeye başladı.


KUYU KAPATILDI!
   Peygamberimizin emri ile Zervan kuyusu kapatıldı.
   Peygamberimiz Lebid. B. Asam’a haber gönderdi. “Allah bana senin yaptığın sihri haber verdi ve yerini de gösterdi. Sen, bunu ne için yaptın?” diye sordu:
   Lebid: “Ey Ebu’l Kasım! Altınlara karşı duyduğum sevgi” dedi.
   “ya Resulallah onu öldürsen” denildi. Pegamberimiz: “Onun sonunda göreceği ilahi azap daha şiddetlidir” buyurdu.
Peygamberimiz bir daha onun ne yüzünü gördü, ne de adını andı…
FELAK VE NAS SURELERİ
   Felak ve Nas sureleri diğer ümmetlere verilmeyen çok büyük iki sure. Muavazateyn dediğimiz, her türlü eşrardan, shiriden, cinden büyüden Rabbimize sığınılan bu iki sureyi sabah akam okuyana nazar, sihir, büyü, cin, vesvese ve bir çok şer Allah’ın korumasıyla isabet edemez…

Sayin Kardeslerim   

   Facebook     sayfama     destek    olurmusunuz 

LiKE Begen  yapmaniz yeterlidir  ALLAHcc 

Hepinizden razi olsun AMiN..

 Buradan Begenebilirsiniz

http://gercektarihdeposu.blogspot.com  Hakikatin Adresi



Öğütler Kitabı Pendname Toplam 84 bolum 3. BÖLÜM Okumaya doyamadigim ogretici bir eser.

ÖĞÜTLER KİTABI  PENDNAME ÜÇÜNCÜ  BÖLÜM 41 - 60 / 84


41.Ömrü kısaltan sebepler: 

İnsanın ömrünü beş şey kısaltır. Mademki dinliyorsun bunları hatırında tut ey aziz. Bu beşten biri ihtiyarlıkta muhtaçlık, ötekileri de gariplik, uzun zaman hastalıktır. Bunlarla beraber ölülere bakanların da şüphesiz ömürleri eksilir ey oğul. Beşincisi düşman korkusudur. Bunlar ömre ziyan verir. 
Çünkü düşman korkusu çekenlerin işleri başka türlü olur. Düşmandan korkma, Allah' tan kork ki Allah' ın seni her şeyden korusun. 

42.Yüz suyunu dökmeye sebep olan beş huy: 

Yavrum : Âlemlerin nazarında yüz suyunu dökmemek istiyorsan beş huydan uzak kal. Önce yalancılığın yüzünden itibarını düşürmemek için halka az yalan söyle. Büyüklerle gürültü çıkaran şüphesiz ki gücünü kaybetmiş olur. 
Halka karşı edepsizlik edenler itibarlarını düşünürlerse şaşmamalıdır. Ey güzel huylu : Hafif meşrep olma, çünkü bu huy şerefini kırar. Yavrum : Büyüklerle az uğraş da aptallıkla itibarını kaybetme. Sana dünyada namus ve şeref lâzımsa daima iyi huylu olman gereklidir. Hafif meşrep geçinenlerin namus ve itibarları kendilerinden feryada gelir. 


Halka, doğru sözden başka bir şey söyleme ki, yüzünün suyu ırmak suyuna dönmesin. Yalancılıktan, hiyanetten uzak ol ki, daima yüzünde nur parlasın. İyilikle anılmak istiyorsan kardeş, hiç kimseye kötü söz söyleme. Cihanda gamlı yaşamak istemezsen kimsenin haline kıskançlıkla bakma. Servetin varsa cömertlik yapmaya çalış, bu meziyetle şerefin artsın. 
Cefaya katlanmak ve vefalı olmak meziyetlerini seç, çünkü bunlar şerefli artıran şeylerdir. Halka karşı cömert davranan şüphesiz itibarını yükseltmiş olur. 




43.Namus ve şeref artırma bahsi: 

Namus ve şeref beş vasıta ile artar. Ey idrak sahibi sana söyliyeyim de dinle. İşine sahip ve hazır olursan itibarını artırmış olursun. Cömertlikle itibar yükselir. Akılsızlar ise pintilikleri yüzünden lânet kazanırlar. 
İşine sahip olmıyan kimse yanağından yüz suyunu dökmüş olur. Halka eli vergili olan, onlar nazarında hürmet ve saygısını arttırır. Her vakit tehammül ve vefalı ol ki yüzünde yüz sevinç ışığı göresin. Hünersizlerle dostluk aynı hatadır. Hattâ onlara düşman gözü ile bakman bile yerinde olur. Sırrını düşmandan gizli kalmasını istiyorsan dostlarına karşı çok açılma. 
Halk yanında mahçup düşmemek için eline kovmadığın şeyi yerinden kaldırma. 


44.İman alâmetleri: 

Biricik yavrum, imanın temeli altı şeydir. Can ve gönülden dinlemek istersen bunları sana söyliyeyim. Bu altı temelden üçü yakîn, havf, rica, ötekiler de tevekkül, muhabbet ve hayadır. Yakîn nuru kimin ruhunda parlarsa o iman ehli ve aydın gönüllü olur. Canından havf (Allah korkusu) olmıyanın imânı zayıf olur yavrum. 
Allah korkusu çekenlerin amel defterleri temiz olmasa bile korkma, Tanrı rahmetinden ümit kesme. Allaha tevekkülü (güveni) olmıyanın vay haline, diye ağlarsan yeridir. Kalbinde Allah mıhabbeti olmıyanın amelinden dolayı kazancı rüzgârdan başka bir şey olmaz. Ey Kul, Tanrı' ya sevgi besle ki azabından uzak kalasın. Kardeşim : Haya imandandır. Utanmazlar şeytan zümresindendir. 
Kötülüklerden sakınan iman ehli isen, Hak' tan da utan, halktan da.


45.Ayıpları açıklama bahsi: 

Kardeşim : Halkın ayıplarını yüzüne vurma ki, başkası da senin gizli perdeni yırtmasın. Gönlünün arzusuna göre iş yapma ki, sırtına pişmanlık yükü yüklenmiyesin. Ey hürmet ehli : halkın değerini tanırsan halk da sana saygı gösterir. Efendi : Mademki dilini pek uzatamıyorsun, elini kısa tut, boşuna her tarafa kaçma. 
Cihan bir değer sahibi olmıyanı diri sayma, O ancak ölülerdendir. Kanaaten nasibi olmıyan dünya malı nasıl zengin edebilir? Daima Allahtan korkanlardan olmakla beraber rahmetinden de ümitli yaşa. Düşmanına karşı, ancak afviyle suçunu bağışlamak yolu ile zafer bulabilirsin. Alçak gönüllü ol, Edepli yaşamağa alış, günahtan sakınanların dostluğunu iste. 
Sabır yolunu ara, kimseyi inciltme ki, hüner alanında ün salasın. Zamane bilginleri, tiryaka, cahilleri de öldürücü zehire benzerler. Ey hoca, halk tiryaktan şifa bulur, fakat zehirden kim hayat bulabilir? Sabır, yumuşak huyluluk, bilgi gönül tiryakıdır. Hırs garaz, kin ise öldürücü zehirdir. Bütün iyiliklerin başı halka ekmek vermek (cömertlik göstermek), kapıyı dostlara açık tutmaktır. 
Ne kadar bilgin ve hüner ehli olsan da yine kendini cahillerden aşağı say. 



46.Ahmak kişinin alâmetleri: 

Ahmak adamın iki nişanı vardır. Çocuklarla yoldaşlık, kadınlara düşkünlük. Yavrum : Hayatta hoşnutsuzluk insana kötü huylardan gelir. Güzel huylu olmıyanı ölü say, O diri olamaz. Ayıbını yüzüne karşı söyliyen sana karanlıktan ışığa doğru yol gösterir. 
Sana, yol gösteren her insana karşı teşekkür borcunu yerine getirmek yaraşır. Cihan bilgelerini tanı, güzel huy ile haya libası giyin. Halini iki kişiden gizleme, uzman hekimden, gerçek dosttan. İşinin baştan başa doğru yürütmesini istiyorsan kendi arzuna göre hareket etme oğlum! Elinden gelirse kadınlarla yoldaşlık etme, sırrını da onlara açma. 
E akıllı şeriat ve ahlâk katında beğenilmiyen şeylerin etrafında aslâ dolaşma. Tanrı' nın sana haram kıldığı şeylerden uzak dur ki, iyi ad kazanasın. Tanrı elbette sana rızık kapısını açacaktır. Gönlünü ferah tut, çok üzülme. Kardeşim : güleç yüzlü, hoş sözlü ol ki âlemde cömertlikle ün salasın. Ey Sevdalı : Fazla ölüm korkusuna kapılma, onun vakti gelince önünü, sonunu düşünmez. 
Gönlünü kuruntulardan temizle, elinden gelirse kalbinde kin taşıma. Efendi ameline çok güvenme de gönlünü Tanrı' nın rahmetine bağla. Bütün varlıkların en iyisi güzel huyludur. Halk güzel huylu çok sever. Oğlum daima alçak gönüllü ol. Şerefli insanları süsliyen, hür bile olsa köle farzet. 
Eğer Tanrı sevgililerinin gidişine uymak istersen o gibileri kendinden uzaklaştır, ve onlarla az gçrüş. Bir değersizi iktidar mevkiinde görsen de, dilediğini ondan isteme. Bayağının kapısına ayak basmak, ona raslasan da hal hatır sorma. Elinden gelirse ahmağın işini yoluna koyma, ona iş buyur ama, pek az okşa.

47.Düşmanlardan sakınma bahsi: 

Ek akıl sahibi : Dünyada bir düşkünlüğe uğramamak için iki kimseden sakın. 
Önce kavgacı tabiatlı düşmandan, sonra da cahillerle dostluktan uzak dur. Kendini düşmandan uzaklaştırmakla beraber cahil dostu da yanından ayırmaya bak. Yavrum : halka karşı sert konuşma. Onlara şiddetli davranırsan senden yüz çevirirler. En güzel huylu bilir misin? Halka insafla hareket edip de karşılığını istemiyen. Fakire tatlı bir söz söylemek, ona ipek giydirmekten daha makbuldur. 
Öfkesini yenmek her başbuğun âdetidir. Bu acı da olsa şekerden tatlıdır. Cihanda halk ile iyi geçinmeyenin dirliği şüphe yok ki acı geçer. Küstah ve hayasız adam, iyi bil ki, sütü bozuk bir insandır azizim. Halkın kınamasından kurtulmak istiyorsan daima temiz insanlarla otur.

 48.Düşkünlük getiren şeyler: 

Kişiyi hangi huylar düşkünlük getirir? Anlat dersen bunları sana söyliyeyim. 
Birincisi çağrılmıyan bir adamın, sinek gibi herkesin sofrasına konması. Çağrılmadan bir kimseye misafirliğe giden, halk nazarında bağayı, düşkün ve sürgündür. İkincisi bir cahilin halkın başına kâhya olmasıdır. Sonra daima yaşıyan, halk ile cenkleşen adamların sözüne inanmak. Büyüklerden daha yukarıda oturnak istiyenin düşkünlüğe uğraması uzak değildir. 
Bir zümre ki senin sözüne kulak vermez, yüz sözün de olsa onlara söyleme. Düşmanlardan yardım dileme. Cihanda bundan daha beter düşkünlük yoktur. Mayası bozuklardan murat arama ki, yüzüne düşkünlük tozu konmasın. İtibarsızlığa, tasaya, iradesizliğe düşmemek için kadın ve çocuklarla oyuna girme. 




49.İşe yarıyan altı şey: 

Önce tatlı bir yemek bulasın. Hele dünyada uygun arkadaş, sonra şefkatli bir efendi bulmak da hoş olur. Doğru ve hatasız söyliyeceğin her söz dünyadan ve sana faydalo olan her şeyden iyidir. Âlemden başka değerli olan şey ise olgun akıldır. Bunu böyle bil ve onunla sevin. Hak düşmanını dost tutmak gerekmez. Çünkü sonunda her şey hakka dönecektir. Kimsenin kusurunu yüzüne vurmamalıdır. Öünkü bezesiz et olmaz .(Ayıpsız insan olmaz.) 
Dilediğini Tanrı' dan ise yavrum : Hayır ve şer mahlûkların elinde değildir. Kullara Allah ' tan başka yardımcı yoktur. Yardımcı Allah' tan iste başkalarından bekleme. Her kim Tanrı' nn kahır ve azabından korkarsa süphesiz ondan herkes çekinir. Dilini kötü sözlerden sakınanlar melûn şeytanı emirleri altına almış olurlar.

 50.Güvenmeye değerli olmıyan beş şey: 

Beş kimsede beş şey bulunmaz. Bu öğüdü kendi öğütçünden dinle. 
Birincisi sultanlarda dostluk yoktur. Erenlerin bu sözüne inan. Alçağa mürüvvet gözü ile bakma. Çirkin huylu yücelik bulmaz. Başkalarının malına kıskançlıkla bakanın dimağına nasıl rahmet kokusu erişebilir? Çok yalan söyliyenler de vefa ışığı bulanmazlar.

 51.Saadet alâmetleri: 

Dünyada üç şeyi âdet edinenler cihanda bahtiyar ve talihli olurlar. 
Başa kakmadan hayır işliyen, kendi Tanrı rahmetine lâyık kılar. Daima başkalarının kusurunu gören, bir gün rüsvaylık ağız açamaz olur. Her kimi uygunsuz yolda görürsen başını doğru yola çevirmeye bak ki sevap kazanırsın. Zahmet ve meşakkatini halktan uzak tut. Sakın kimseye angariye yükleme.

 52.Kurtuluş sebeplerine dair: 

Kardeşim : Kurtulmuşlardan olmak istiyorsan üç şeyden yüz çevirme. 
Önce Allah' ın kazasını görmek, sonra da ona can ve gönülden razı olmak gerek. Üçüncüsü nedir bilir misin? Cefadan uzak kalmak. Bu bahtiyarlığa her kim erişirse sefa ehli olur. İrfan, akıl ve idrak sahibi, Hak yolundan başka hiçbir yerde cömertlik gösteremez. Riya ile bulaşmış olan bir sadaka nasıl Tanrı katında makbul olabilir? Amelin altın gibi sâf olmazsa bil ki sarraf, kalp akçaya değer vermez. 
Dünyada servet ve iktidar sahibi olursan nefesini arzulardan uzak tut. 

53.Doğruluk ve emanet: 

Dört şey Hak' kın kerametlerindendir. Mademki benden ders alıyorsun, iyi öğren. Birincisi sözlerinde doğruluk, ikincisi emaneti korumaktır. Bunu iyi anla. Sonra : Cömertlik Allah' ın kerametindendir. Gözünüzü kötü şeylerden sakınmayı da Tanrı' nın bir lûtfu bil. Elinden geldikçe madrabaz ve muhtekirden uzak kaç. Çünkü onlarTanrı düşmanıdır. 
Tanrı bu dört meziyeti kime vermişse O, kötülüklerden sakınan müninlerden olur. Halk yanında senin sırlarını açıklayan cahil ahmakla yoldaşlık etme. Hele vergi ve zekâta mâni olanlarla namazını gafletle kılanlara yaklaşma. Böyle kimselerden daima sakın ki cihanda çok ıstırap çekmiyesin. 



54.Öfke ve sertlik bahsi: 

Dört huydan vazgeç ki, cehennem ateşi seni çok yakmasın. 
Sana dünyada ömür zevki lâzımsa daima öfke ve sertlikten sakın. Eğer huyun halkın ahlâkına uygun gelmiyorsa onların gidişine uyman gereklidir. Elinde geçmiyen şeyler için gönlünü kanaatten ayırma. Can kulağını bu öğüde çevir. Kardeşim : Devlet ve ikbale güvenme. Öğütçünün bu sözlerini aklında tut. Kazadan kaçınmak fayda vermez. Karşısına her ne çıkarsa razı ol. 
Dostlariyle müttefik geçinenler, bütün gönül muratlarına ermiş olurlar.

 55.Cihanın vefasızlığı: 

Cihanda kim itibar sahibi olur bilir misin? Tehlikeden korkusu olmıyan. Bu devran insana pek az vefa gösterir. Onda cefa vardır. Muhabbetle işi yoktur. Acı günlerinde sana dert ortağı olanı sevinç gününde de mutlaka ara. Nimet günlerinde bir kimseye iyiliik edersen o da mihnet günlerinde sana yardıma koşar. 
Tanrı' dan bir devlet bulduğun zaman onu saadeti arasında dostlardan ayırma. Hele senin için gam çekmiş olanları sevinç gününde de sevinç ortağı et.

 56.Tanrı bilgisi ve erenlere dair: 

Ey Babasının canı evlâdı : Tanrı' nı bulmak için onun hakkında edin. Gönülde Tanrı bilgisi hâsıl olmıyan kimse asla muradına eremedi. Tanrı' sını bilen kşi Bekayı Fena mertebesinde görür. 
Ârif olmıyan diri değildir. Tanrı' ya yakınlık şerefine de lâyık değildir. Mademki kendi nefsini ona muhabbetin dolaysiyle biliyorsun. Tanrı' yı da ihsanlariyle tanı. Ârif Hakkı tanıyan kişidir. Ârif olmıyan, insan cinsinden değildir. Ârif gönlünde muhabbet ve vefa vardır. Onun işi Tanrı' sını öğmek ve şükretmekdir. Tanrı' nın marifet verdiği kimsenin gönlünde Hak' tan başka bir şey yoktur. 
Ârif katında dünyanın hiçbir değeri yoktur. Belki kendi varlığı bile gözünde değildir. Marifet rütbesi, Allah' da fani olmaktır. Fani olmıyan nasıl ârif olabilir? Ârif dünya ve ahiretten el çekmişdir. Tanrı' dan başka olan her şeyden uzaktır.Ârifin gayesi Tanrı' ya kavuşmaktır. Bundan dolayıdır ki O mutlak olarak kendi bendiğinden geçmiş bir haldedir. Bu cihan neye benzer söyliyeyim mi? İnsanın rüyada gördüğü şeylere. 
Uykudan uyandığı zaman, gördüğü rüyadan hiçbir şey kalmaz. Bir dirinin düşüp ölmesi de böyledir. Cihandan giderken kendisi için hiçbir şey götürmez. Her kimin iyi ameli varsa ahiret yolunda yoldaşı odur. Bu cihanı, daima kocasının karşısında süslenen güzel yüzlübir kadın bil. İnsanı kucağında besler ama, sayısız cilveler, acılar gösterir. 
Bir gün kocasını uyumul bulunca şüphesiz hemen onun canına kasdeder. Ey Hüner sahibi aziz : Bu aldatıcı sevgiliden sakınmak da sana düşer.




 57.Takvanın faziletleri: 

Oğlum : Makbul ve itibarlı insan olmak istiyorsan tkva yolundan ayrılma. Din yapısı takvadan bayındırlaşır. Fakat tamah yüzünden de harap olur. Takva ilminden ders alanlara Tanrı' dan başka her şeyden uzaklaşmak yaraşır. 
Allah korkusu takvadan doğar. Takvasız yaşıyan kepaze olur. Takva ile kendini doğru yola getiren kişinin hareketi de, sükûtu da hep Ahhal içindir. Takvasız, Tanrı' dan sevgi umanları muhabbetle yalancı say. 

58.Takva ve tövbe: 

Takva nedir? Giyecek, içecek ve yiyecekte haram ve şüpheli şeyleri terk etmek. Bu varlıklar ihtiyaçtan artık olunca helâl sayılırsa da takva ehli katında günah ve ziyandır. 
Takva, ilim ve amel ile beraber olunca sana ihlâs yaraşır. Ey Tanrı kulu : Ansızın bir günah işledinse hemen tövbe et, günahının özürünü dile. Peşin bir güna meydana gelince ona veresiye tövbenin hiç faydası yoktur. ilerde yaşamak umudu ile tövbeyi geciktirmek hatadır. Çünkü Hayat umudu boştur.

 59.Hizmet şerefi: 

Yavrum : Mademki elinden geliyor. Hizmet yolunu seç ki, Murat atını eyerliyesin. 
Erenler hizmetinde bulunan bir kula, Feleğin kubbesi hizmetkâr olur. Hizmete bel bağlıyan kimse, dünya âfetlerinden korunmuş olur. Tanrı adamları önünde hizmet edeni Allah devletû ve hürmetlû kılar. Hizmet ehline cennette yer vardır. Kıyamet günü (onlar için) sorgusuz ve sualsizdir. Hizmet görenler kardeşlerine de şefaatçı olurlar. Onların cennetteki yerleri yüksetir. 
Hizmet ehli ne kadar âsi ve fesatçı da olsa yine yüz sofudan daha iyidir. Her hizmet ehline Tanrı oruçlu ve namazlı kulların sevabını verir. Hizmet uğrunda kemer bağlıyan marifet ağacından meyva yer. Cenneti, erenler hizmetinde olanlara verirler. Onlara gaziler sevabı da ihsan edilir. 



60.Misafire ikram ve ağırlama: 

Kardeşim, Misafiri aziz tut ki sen de Allah' tan izzet bulasın. 
Misafiri iyi konuklıyan iman ehlinde Tanrı rahmet kapısını açar. Tabiatı misafirden hoşlanmıyan kimseen Allah' da, peygamber de incilir. Misafire hizmet eden kuli kendisini Tanrı katına lâyık bir dereceye yükseltir. Misafiri güler yüzle karşılayan Allah' tan ölçüsüz lûtuflar görür. Ey ev sahibi : fazla külfetten uzak ol ki, misafirden sana ağırlık gelmesin. 
Mısafir Tanrı vergilerinden bir nimettir. Ondan kaçınan alçaklık etmiş olur. Akılsızın sofrasına misafir olma. Misafirin gelince de ondan gizlenme. Halktan veya ululardan misafirin kim olursa olsun, önüne yiyecek getirmek gerekir. Misafire ikramda bulunan iyi ün kazanmağa çalışmış olur. Yavrum : Azdan, çoktan neyin varsa dervişin önüne koymak gerekir. 
Açlara Allah için ekmek ve ki sana Adn cennetinde yer versinler. Her kim çıplak bir vücudu giydirirse Tanrı ona rahmetinden bir müjde yollar. Çıplak bir fakire elbise verene Tanrı iki âlemde de yardımcı olur. Yoksulların deliğini yerine getirirsen başında ikbalden bir taç bulursun devlet ve ikballe bahtiyar olan gizli, aşikâr hayra çalışır. 
Oğlum : Aslâ cimrinin yemeğini yeme. Hayatta onların sofrasına pek az otur. Pintinin ekmeğini hep zahmet ve meşakkatle doludur. Cömerdin ekmeği ise Nur ve Işık gibidir. Çağırılmadıkça kimsenin sofrasına gitme. Karga gibi lâşe pe şinden koşma. Alçaklardan iyilik umma, onların damını direksiz say. Bir hayır işlediğin zaman onu kendinden bilme, her gördüğüne iyi gözle bak, fena görme. 




FAYDALI DUALAR Okuyalim insALLAHu rahman.

Bismillahirrahmanirrahim

Müslimin rivayet ettigi hadiste Peygamber Efendimiz söyle buyurmustur :
"Kim okumayi murad ederek Mushaf'i alirda su duayi okursa,
Allah o kimseye her harf için elli bin hasene verir."
Ey Allahim! Sen O'nu hak ile indirdin,o da hak ile indi.
Allah'im Kur'ana ragbetimi büyüt, O'nu gözüme nur, gögsüme (kalbime) sifa kil.
Ey Allah'im! O'nunla dilimi süsle, O'nunla yüzümü güzellestir,
O'nunla cismimi kuvvetli eyle, Sana itaat ederek gecenin derununda,
gündüzün bölümlerinde O'nu okumayai bana nasip eyle,
beni, Peygamber(sav) ve O'nun hayirli ali ile hasr u cem eyle.
Rahman'in rizasi,ehl-i iman kabirlerinin nurlanmasi, bütün peygamberlerin seyyidi, günesi,
Allah elçilerinin Ay'i olan -Rahmanin salavati üzerine olsun- Efendimiz Muhammed Aleyhisselamin
ruhu, seytanin tardi, günahlarin düsürülmesi, tevbelerin kabulu, derecelerin yükselmesi,
nar-i cehennemden kurtulus, imanin devami ve Rahman'a kavusmak için Kur'an okumaya niyet ettim.
Ya Erhamerrahimin (Ey merhametlilerin en merhametlisi) ! (Senin rahmetini dilerim)
Hamd ü sena, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.







Iki rekât "Isrâk" namazi kilana bir Hac ve bir Umre sevabi vardir.
(sabah kerâhât vakti geçtikten sonra 1-2 saat civarinda kilinmali)


En EFDÂL Salâvat'i Serife: ALLAHÜMME sâlli âla seyyidina Muhammedin ve
âla âlihi ve sahbihi efdâle salevatike ve adade me'lumatike ve bârik ve sellim"



Bu duayi sabah günes dogmadan 3 kere ve aksam günes battiktan hemen sonra okuyan,
korkmaya tek layik olan yalniz ALLAH'tan C.C. korksun.
Basta zalim devlet baskani , seytan, cin ve insanlarin serrinden,
büyü ve efsunlardan hiçbiri ALLAH'in C.C. izniyle hiçbir sekilde zarar veremez.
Zehir verilse tesir etmez ALLAH'in izniyle:
"Bismillahillezi Lâ Yedurrü meâs mihi sey-ün fil-erdi ve lâ fissemai ve hüves semiül âliym"




Bulgaristan'da son Osmanlı

Mehmet Hamit, Osmanlıca hem okuyup hem yazabiliyor.

Bulgaristan'ın Rodop dağlarındaki Ribnovo köyünde oturan 88 yaşındaki Mehmet Hamit, bölgede Osmanlıca okuyan ve yazdığı bilinen tek kişi. Bölgede 'eski yazı' olarak nitelendirilen Osmanlıcayı kendi kendine çözdüğünü anlatan Hamit, dini bilgileri öğrenme adına eskiden kaynakların kıtlığından dolayı Osmanlıca eserlere başvurduğunu söylüyor.
Mehmet Hamit
Mütevazi yaşamıyla dikkat çeken Mehmet Hamit, "Ne Osmanlıca ne de Türkçeyi iyi bildiğimi düşünmüyorum; sadece kitaplardan kendime yetecek kadar istifade ediyorum." sözlerine yer veriyor.
Küçük yaştan beri bırakmadığı orucunu tutmaya devam eden Mehmet Hamit,
vakit namazlarında camiye gidiyor ve teravihleri de kaçırmıyor. İlerlemiş yaşına rağmen sandalye ve değnek kullanmadan namazını eda ediyor. Vakti olduğunda nafile yerine kaza kılmayı tercih eden Mehmet amca, sohbetlerinde ve sorulan sorularda sık sık hadislere başvurup kitaplardaki yerini açıp okuyor. Bu yüzden de daha uzun ömür isteyip istemediği sorusuna sünnetteki ifadeye başvurarak "Yaşamım hayırlısı ise yaşayayım, ölümüm hayırlısı ise burada durmama gerek yok" diyor.

BELİNDE KUŞAK, BAŞINDA SARIK  MAASALLAH nazar degmesin 
Giyimine de çok dikkat eden Mehmet Hamit, el işlemeli kuşağını beline sarıp, bir zamanlar kullanılan kemerle sıkıyor. Ayrıca örme çoraplarını ayağına geçiriyor, gençliğinden beri taktığı sarığını da çıkarmıyor. Bununla ibadetlerin 70 kez daha sevaplı olduğunu söylüyor. Geniş aba pantolon giyen Mehmet Hamit'i, hem kılık kıyafeti hem de Osmanlıcaya vukufiyeti sebebiyle bazıları 'Son Osmanlı' diye anıyor.
Mehmet Hamit'in 'Tebliğ erinin' okuduğu kitaplardan notlar tutarak oluşturulan bir defteri bulunuyor. Bunun dışında her 'mühim meseleyi' eline kağıt kalem alarak not ediyor. Günümüzde Müslümanların en büyük problemlerinden birinin başkalarına benzeme isteği olduğunu söyleyen Mehmet Hamit, kendi benliğinden uzaklaşılan bir ümmet görüntüsüne şahit olduğunu aktarıyor.

Günlük duaları arasında en çok zikrettiği imanlı bir şekilde ahirete irtihal etmesi olduğunu söyleyen Mehmet Hamit'in 4 çocuğu, 8 torunu bulunuyor. Köyde, ondan başka sarıkla dolaşan 2 kişi daha bulunuyor. Üçü de 1925 yılı doğumlu olan bu kişiler eskilerin son temsilcileri olarak çevreden saygı görüyor.


Sayin Kardeslerim  Facebook  sayfama destek olurmusunuz 
LiKE Begen  yapmaniz yeterlidir  ALLAHcc Hepinizden razi olsun AMiN..